REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları

 

Paris Yürüyüşü        Müzeler        Versay'ın Gülleri       Bohem Paris

 

Fransa kraliçesi Marie Antoinette'in Avusturya'dan gelin gelip ihtilal ile kanlı bir şekilde sona erecek hüzünlü yaşamını geçirdiği Versailles şatosu, harikulade parklarla çevrili muazzam bir saray. Bizim içinse Rose of Versailles yani Lady Oscar çizgi filminin geçtiği unutulmaz mekan.

 

Vesay'a gelmek için Paris'te Invalides metro istasyonuna gelip RER denen banliyo trenine binmek gerekiyor. Bunun için ayrı bir bilet satın alıp RER C hattına binmelisiniz, yoksa istasyondan çıkamazsınız. Tren 20-25 dakikada Versay kasabasına geliyor. İstasyondan bir kaç dakika yürüyünce, işte Avrupa'nın en büyük sarayı karşınızda.

     

Versay'a girerken Lady Charlotte ile telefonlarımızdan bangır bangır Lady Oscar çizgi filminin açılış şarkısını çalmaya başladık. Barawaa barawaa diye şarkıya eşlik ederken bir Japon kafilesi bize alkış tutmaya başlamaz mı? Kızlar "Oscaaar" , "Andreee" diye tezahürat yapmazlar mı? Versay'a girişimiz muhteşem olmuştu dostlar.

 

Versay'da Louvre girişinde görmediğimiz uzun kuyruklar vardı, o yüzden Versay'ı gezmeye karar verirseniz erkenden sarayda olun.

     

Versay'ı gezmek için €20'ye Pass bilet aldık. Bu biletle sarayı, veliaht dairesini, bahçeleri, Küçük Trianon'u, Büyük Trianon'u, ve en önemlisi de Marie Antoinette'in köyünü gezebilirsiniz. Bu biletle beraber audio guide veriliyor. Sarayı bu audio guide ile tek başınıza geziyorsunuz. Girdiğiniz odanın numarasını tuşlayınca bu odanın tarihçesini dinleyebiliyorsunuz. Böylece teker teker sarayın şapelinden başlayıp, opera salonu, kralların odaları, devlet daireleri geziliyor.

     
Gezi sarayın görkemli şapeli ile başlayıp, opera salonunda devam ediyor. Akustik iyi olsun diye tüm salon ahşaptan yapılmış.

Kanatlar arasında geçiş yaparken, heykellerle dolu uzun koridorlardan yürüyorsunuz, bu heykeller Bourbon hanedanlığı boyunca hüküm sürmüş kralları, kraliçeleri, sanatçıları, politikacıları gösteriyordu.

 

     

Şapel ve operadan sonra sıra içinde tuvalet bulunmayan Versay'ın görkemli ve de bol varraklı çiş kokan odalarına geliyor. Duvarlarda bu sarayda gününü gün etmiş kraliyet mensuplarının muhteşem resimleri vardı. Marie Antoinette'in güzel tabloları da Versay'ın duvarlarını süslemekteydi. Yatakların tepesinde devekuşu tüyleri, koridorlar boyunca heykeller, mermer şömineler, kristal avizeler... ama hep o tuhaf koku! Sarayın en görkemli salonu olan Aynalar Galerisi restorasyon sebebiyle kısmen kapalıydı

 

 

     

Sarayın dairelerinden sonra dışarı çıkarak veliahtların ve madamların yaşadığı kanada geçtik. Madamlar 15. Louis'in kızları olan 3 cadoloz Victoire, Adelaide ve Sophie kardeşlerdi. Ayrıca her kral döneminde tahtın varisi Dauphin ve eşi madam Dauphine bu dairelerde yaşamışlardı. Buradaki odalardan birinde Marie Antoinette'in Versay'a veliaht prenses olarak geldiği günlerden kalma bir resmi de vardı.

     

Saraydan sonra sıra Versay'ın güzelliği dillere destan bahçelerine geldi. Ağaçların hepsi bir boydu. Çimenler yüzyıllardır aynı geometrik desenlerde kesilerek biçimlendirilmişti. Havuzlar zarif heykellerle süslüydü. Dilerseniz koruyu bölen büyük kanal boyunca yürüyebilirdiniz ama bu saatler sürebilirdi. O yüzden €5 ödeyip mini tren'e bindik.            

     

Mini tren kuzey terasından kalkıyor. Sırayla Küçük Trianon-Büyük Trinon ve Büyük Kanal'a gidiyor. İstediğiniz durakta iniyorsunuz, istediğiniz kadar geziyorsunuz, sonra da yeni gelen trene binerek diğer durağa geçebiliyorsunuz.

     

Büyük Kanal'ın ucuna giderseniz burada bisiklet kiralayabilir, kayık tutup kanalda gezebilir, piknik yapabilirsiniz. Büyük Kanal'da bir restoran da bulunmakta.

     

Marie Antoinette çocuklarını doğurdktan sonra Versay'ın sıkı kurallarla belirlenmiş törensel ve mahremiyetten uzak yaşantısına dayanamamış ve Versay korusunun bir ucundaki Petit Trianon villasına taşınmış. Kraliçenin saraydan ayrılması başka sorunlar yaratsa da Antoinette burada çocukları ve çevresine topladığı dostlarıyla sade bir hayat sürmüş.

 

Petit Trianon gerçekten ufacık, kutu gibi bir villa. Zarif sarmal merdivenlerden üst kata çıktığınızda, kraliçenin elinde bir gül tuttuğu en güzel tablosunu görüyorsunuz.

     

İşte Küçük Trianon'u çevreleyen koruda gizlenmiş Temple D'amour, yani Aşk Tapınağı. Marie Antoinette bu zarif mermer yapıda sevgilisi kont Fersen ile görüştü mü? Al takke ver külah kralı boynuzladı mı? Bilemiyoruz.

 

Aşk Tapınağı'nından çıkıp harikulade koruluğu yürüyünce, Antoinette'in köyüne ulaştık.

     

Hameau, yani Marie Antoinette'in köyü, genç kraliçenin köylü gibi sade bir hayat sürmek üzere  halktan toplanan vergi paralarıyla inşa ettirdiği minyatür bir köy. Değirmeni, kuğulu gölü, küçük evleriyle çok sıcak, büyüleyici güzellikte bir köyceğiz. Marie Antoinette hakikaten çok zevkli bir kadınmış.

 

Hameau'nun son bölümünde ise Marie Antoinette'in vur patlasın çal oynasın cümbüş geceleri düzenlediği müzik odası Buduar'ı görebilirsiniz.

     

Petit Trianon'dan sonraki durak pembe mermerlerle yapılmış Grand Trianon köşkü. Bu köşk 14. Louis'nin en sevdiği yermiş. Ayrıca Büyük Trianon'un bahçeleri de çok zarif ve göz alıcı.

 

İşte saray, köşkler, bahçeler derken Versay'da tarihten bir gün yaşamıştık.

 

 

(bu sayfadaki anime kareleri Rose of Versailles'dan alınmıştır)

 

Paris Yürüyüşü        Müzeler        Versay'ın Gülleri       Bohem Paris

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları