REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları

 

Paris Yürüyüşü        Müzeler        Versay'ın Gülleri       Bohem Paris

 

 

 

Real Fiesta seyyahları olarak 23 Ekim gecesi Paris'te buluştuk.

 

Otelimiz Place de Clichy'de Montmarte oteliydi, etrafı o hasır koltuklu kafelerle doluydu. Au Petit Poucet'de oturup kahve içip sandöviç yedik. Moka kahve €4,40, club sandöviç €7,60. Porsiyonu büyük ve mayonezli ve nefis.

 

Bir seyyah Paris'e geldiğinde ilk yapacağı iş Carnet almak olmalıdır. Carnet demek 7 bilet fiyatına 10 tane metro bileti almak demek. Ve Paris'te en çok kullanılan şey metro. Carne fiyatı €10,40.

 

Paris'te ilk durağımız Invalides. Bu kubbenin altında Napoleon'un mezarı da bulunuyor. Invalides'den yürüyerek Paris'in sembolüne gidiyoruz : Tour Eifffel Eyfel Kulesi.

 

 

Les Invalides

 

Eyfel

Kuleye çıkmak için her zaman uzun kuyruklar beklemek zorunda kalabilirsiniz ancak biz çok erken gittiğimizden kuyruk yoktu. €7,70 ödedik ve asansörle 2.kata çıktık.

 

İşte Paris gözlerimizin önünde idi. Hava buz gibi ve yağmurluydu ama olsun. O yaşlı ve zarif Eyfel kulesinin tepesinde idik.

Seine nehri

 

Trocadéro

Eyfel'i bir de gece ışıkları yandığında görmek gerek.

 

Tepedeki hediyelik dükkanından aldığımız orta boy Eyfel modeli €12,00; anahtarlık €6,00; kitap ayracı €1,50.

 

Kulenin tamamını fotoğraflayabilmek için aşağı inip köprüyü geçin ve Trocadero'ya yani Palais de Chaillot'a yürüyün. Bu meydandan en güzel Eyfel fotoğraflarını çekebilirsiniz.

 

 

     

Trocadero'dan metroya binip aktarma yaparak Bastille'e geldik. İşte burada Fransız İhtilali dönüm noktasına ulaşmış, halk monarşinin sembolu Bastille hapishanesini basmıştı. Andre ve Oscar da burada ölmüşlerdi.

 

Bastille metro durağı rengarenk resimlerle bezenmişti. Zaten pekçok durak karakteristik şekilde süslenmişti. Mesela Champ Elysees durakları asortik, Louvre durağı müze gibiydi.

Bastille Meydanı

 

Bastille metro durağı

Bastille meydanından Le Marais bölgesine doğru yürüdük ve pek çok küçük butikle dolu tenha yollarda dolaşarak Place de Vosges'a geldik. Paris'in en enteresan meydanı burası idi çünkü İspanyol tarzında, Plaza Mayor gibi dört tarafı kapalı bir meydandı, ortasındaki park sonbaharın muhteşem renklerine bürünmüştü.

 

Le Marais'nin çapraşık yollarından dolanarak Picasso Müzesi'ni bulduk ama Salı günleri kapalı imiş! San Sebastien Froissart durağından metroya binerek Chatelet'e geldik.

Place de Vosges

   

Chatelet'de Hotel de Ville'in karşıındaki Paul'de mola verdik. İşte Fransız kadınlar Paul'den aldıkları baget sandöviçler ile öğle yemeklerini geçiştiriyorlardı.

 

Paul'de menü tercih ederek keçi peynirli krep ve somonlu patatesli peynir köfteleri yedik. Tatlı olarak framboazlı ve çikolatalı tartları paylaştık. Buradaki garson şişko ve çok komikti, elleri tabaklarla dolu olduğundan peçeteleri ağzına tıkayarak madamlara hizmet için koşuşturuyordu.

 

Yemekten sonra köprüyü geçerek Ile de la Cité'ye geldik, yani Seine nehrindeki adacığa.

   

Hotel de Ville

İşte Quasimodo'nun evi, Notre Dame de Paris karşımızdaydı. Kilisenin içine girip o güzelim mozaikli pencerelere hayran olduktan sonra birer de mum yaktık.

Notre Dame de Paris

 

güzeller güzeli Lady Charlotte

Ile de la Cité'de yürümeye devam ederek Sainte Chapelle'i geçtik ve La  Conciergerie'ye geldik. İşte Marie Antoinette giyotine götürülmeden önce son günlerini burada geçirmişti. Ne tuhaf ki, Fransızlar kralın kafasını kesip tacı yere attılar, ama Napoleon Bonaparte o tacı yerden alıp başına geçirdi ve Marie Antoinette'in yeğeni olan Habsburg hanedanından bir Avusturya Arşidüşesi'yle evlenerek onu imparatoriçe yaptı.

 

 

La Conciergerie

   

Ile de la Cité'de nehir boyu yürüdük. Yürümek istemeyenler tekne ise Seine Nehri turuna katılabilirler.

     

Cité'den metroya binerek Saint-Sulpice durağında indik ve bu meşhur kiliseyi bulduk.

 

İşte Da Vinci Şifresi'nde anlatılan ve Kutsal Kase'nin yattığı yeri (Louvre?) gösteren Gül Çizgisi buradaydı. Kilise esrarlı ve karanlıktı, her an Albino bir keşiş loş köşelerden üzerimize atlayacak gibiydi.

Saint-Sulpice

 

Rose Line - Gül Çizgisi

Küçük Saint Sulpice meydanı çok sevimli idi ama başımı kaldırınca gördüğüm tabela beni çok şaşırttı. Rue Ferou'ya gelmiştik, Ferou Caddesi, 3 Silahşörler'den en sevdiğimiz, Athos'un yaşadığı sokak!

Saint-Sulpice meydanı

   

Ferou'dan yukarı doğru yürüdük ve Luxembourg Bahçeleri'ne ulaştık.

     

Havuzun etrafında pek çok sandalyeler diziliydi, insanlar bunlara uzanmış güneşleniyor, yürüyüş yapıyor, bu güzelim parkın tadını çıkartıyorlardı.

Luxembourg Bahçesi

   

Bu park aslında Luxembourg Sarayı'nın arka bahçesi olsa gerekti. Uzakta Pantheon'un kubbesini görebiliyorduk.

Luxembourg Sarayı

   

Sonbahar Paris'in en güzel göründüğü mevsim olsa gerek.

Son Yaprak

 

Sonbahar

Luxembourg'dan çıkarak Pantheon'a doğru yürüdük, başka sokaklara girip çıktık, Sorbonne Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerini gördük. Sonunda Pantheon çok renkli ve hareketli, kafelerle dolu bir caddenin ucunda, karşımızdaydı.

   

Pantheon

Pantheon bir kilise olarak inşa edilmiş ve burada Victor Hugo'dan Alexandre Dumas'ya , Voltaire'den Marie Curie'ye pek çok yazar, bilim adamı ve mucitin mezarları bulunmakta.

 

Tabii bizim için buradaki asıl ilgi noktası, dünyanın döndüğünü kanıtlayan Foucoult Sarkacı idi.

 

Pantheon'a giriş €7,50 ve akşam 5'ten sonra giremiyorsunuz. Alt katta Pierre  Curie'nin yaşamına dair bir sergi de bulunmakta.

Foucoult Sarkacı

   

Pantheon'dan çıkıp RER ile Chatelet'ye geldik ve aktarma yaparak Champ Elysees'ye çıktık. İşte burası çok geniş ve uzun, ışıl ışıl bir bulvardı ve iki yanı da güzel mağazalar ve restoranlarla doluydu. Champ Elysees'nin tepesinde meşhur Arc de Triomphe - Zafer Anıtı bulunmaktaydı.

 

Mağazalar arasında özellikle Disney dükkanı ile kozmetik cenneti Sephora ve Virgin kitapçısı  heyecan vericiydi. Disney Store'da Eeyore fincan €10,00 ve Miki anahtarlık €5,00.

 

Virgin kitapçısında kuşe kağıt Paris kitabı €5, kesinlikle kaçmaz.

Champ Elysees   Arc de Triomphe

Champ Elysees'deki Renault mağazası şampiyon Fernando BALONso'nun arabasını sergilemekteydi.

 

Yemğimizi Pizza Di Roma pizzacısında yedik ve pizzalarla içeceklere €50 hesap ödedik.

 

Otele dönmeden Monoprix süpermarketinden su ve çikolata aldık. Volvic suyu €0,51; kalp şeklinde kutusuyla Maxim Paris  çikolatası €9,27.

 

Paris'te musluk suyu sert olduğundan içme suyu almak iyi bir fikir olabilir.

 

 

Paris Yürüyüşü        Müzeler        Versay'ın Gülleri       Bohem Paris

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları