REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    Loire Vadisi   Çek Cumhuriyeti   İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan     Bardak Altlıkları

 

PARIS 2008 :   Eiffel   Musee Rodin   Saint Germain   Pont Alexandre III   Montmartre   Tekne Gezisi

 

 

29 Eylül Pazartesi akşamı Paris'e sağ salim ulaşmıştık.

 

Bu sefer Cafe Tur ile seyahat ettim, sebebi de ayrı bir bölüme incelediğimiz Loire Vadisi turu idi.

 

Uçuş Onur Air'in halk otobüsü tadında daracık koltuklu evlere şenlik uçağıyla oldu. Allahtan biz en arkada idik ve koltuk arası genişti. Yoksa 3,5 saat nasıl geçerdi bilemiyorum.

 

Otelimiz Gare De l'est Ibis oteldi ve gerçekten ibiş gibi bir oteldi. Receptiondaki iki tane gerizekalı arkadaşa laf anlatmak mümkün olmadı. Tur rehberi Madam Suzi de aman otobüs beni bekler diyerek bizimle hiç ilgilenmedi. Madam ile çok şükür ben bir daha muhatap olmadım, Paris'i rehberle mi gezeceğim? Fakat tur sonunda aldığım feedback çok olumsuzdu. Ben de şahsen bir daha Cafe Tur'u tercih etmem sanırım. Hele Onur Air'den Allah korusun. Parası neyse kıyıp THY ile gitmeli nereye gideceksek.

 

 

Chez Francis'de Club sandöviç    
 

Otele eşyaları bırakıp hemen metroya daldık ve 10 biletlik carne satın aldık. Şu Paris'de kendimi ne kadar rahat hissediyorum arkadaş! Bir de Fransızca bilsem, kimbilir nasıl olurdu?

 

Öncelikle yemek için Eyfel manzaralı bir yere götüreyim dedim Çito'yu. 9 numaralı hatta binerek Alma Marceau durağında indik. Burası küçük bir meydan ve etrafı kafelerle çevrili. Karşıda da o çok sevdiğim yaşlı ve zarif Eyfel kulesi bulunmakta. Birer club sandöviç yedik, bira içtik. Hesap kişi başı 30 € !!! Evlere şenlik! İki ışık göreceğiz diye kazıklandık dostlar.

 

Yemekten sonra Alma köprüsünden yürüyüp karşıya geçtik (köprüye gelirken sağda bulunan Özgürlük Ateşi'ne dikkat) ve metroya binerek Invalides'e geldik. Alexandre III köprüsünün ışıklarını görmeye!

 

Notre Dame de Paris    
 

Metro çıkışı zaten köprünün dibinden, süslü sarmal merdivenleri dönerek bu Paris'in en gösterişli köprüsüne çıktık. Gece çok soğuktu, neyse ki Lady Charlotte ile Londra'dan aldığımız 5 poundluk kaşmir atkım boynumda idi dostlar.

 

Köprüden karşıya yürüdük, Grand Palais ile Petit Palais arasından geçtik, Champs Elysees Clemenceau'ya ulaştık. Şimdi sağımda aşağıda Concorde Meydanını, solumda yukarıda Champs Elysees ve Zafer Anıtını görüyordum. İkisini de şimdilik boşverip metroya daldım, Rivoli'ye gittim, Çito yanımda tabii.

Trocadero    
 

Rivoli gece bomboştu, mağazalar zaten bu saatte kapalı, ama kafelerde de kimsecikler yok. Belki Pazartesi gecesi olduğu içindir, bilemedim.

 

Neyse, Rivoli'den Hotel de Ville'e yürüyüp, D'Arcole köprüsünü geçtik. İşte sağda Conciergerie, o sivri kuleleriyle uzayıp gidiyordu. Ve gece ışıklarıyla Notre Dame de Paris, kesinlikle harikulade görünmekteydi.

     
 

Ertesi sabah 9 numaralı metroya binip Trocadero durağına gittik. Çünkü Eiffel Kulesinin karşısında bulunan bu meydandan kuleyi bütün olarak alacak fotoğraflar çekmek mümkündür.

 

Bol bol turistik foto çekip yola indik, Iena köprüsünden geçip canım kulenin dibine geldik. Amanın kuyruklar uzamış, grup grup Japon, bir de bızdık öğrenciler.  Sıraya girmeden önce kulenin dibindeki Mösyö Eyfel'in de fotoğrafını çektim.

     
 

Neyse ki bir mucize kabilinden bizi önden alıverdiler. 12,80 € ödedik ve Eiffel'in en üst katına çıkmak üzere iki katlı asansöre bindik. Asansörün alt katında inenler, üst katında çıkanlar vardı. Soğuk ve ara sıra yağmurlu havaya rağmen çok kalabalıktı Eiffel.

 

İlk kata hemen geldik, her katta asansör görevlisi Fransızca, İngilizce, İspanyoca çığırıyor şu kat bu kat diye. Sonra ikinci kat, derken başladık tepeye doğru tırmanmaya.

 

 

 
Mösyö Eiffel    
 

Çık çık bitmez, çık çık bitmez. Nihayet o en tepeye ulaştık. İç kısım çok güzeldi, odayı çepeçevre gördüğümüz manzaranın resimleriyle sarmışlar, yani karşıya manzaraya bakarken, bir yandan da kenardaki fotoğrafta baktığın binaların, köprülen isimlerini okuyabiliyorsun.

     
 

Bir de , duvarlarda bir sürü bayrak resmi, baktığınız yönde hangi şehir var ve kaç kilometre uzaktaymış, onu yazmışlar. Mesela İstanbul 2263 km uzakta imiş.

 

Kuleden bakınca karşıdaki Trocadero, aşağıda Invalides ve çevresi harikulade görünüyor. Özellikle de sokakların o düzgün kesimlerine bayılıyorum.

 

Odadan dışarı çıkınca ise rüzgar o kadar kuvvetliydi ki, uçacaktık az kalsın.

     
 

İkinci kata indiğimizde Çito arkadaşım butikten bol bol turistik eşya aldı :)) (Zamanında benim de almış olduğum gibi)

 

Ben sadece ufak bir resim aldım, sonbaharda kuleyi gösteren yağlı boya bir tablonun ufak posteri. Babam fotoğraf kartpostal hiç sevmez, vaktiyle Paris'e geldiği zaman, gördüğü her yerin yağlıboya kartpostalını almış.

Trocadero    
 

İkinci kat balkonunda dolaşıp bol bol fotoğraf çektikten sonra bu Eyfel Experience da sona ermişti.

 

Dürbünden bakması 2 €

Gözlem platformu    
  Kulenin arkasında Champ de Mars parkı ve en uçta da Paris'in ennn çirkin binası Tour Montparnasse bulunmakta. Bu binaya para karşılığı çıkıp manzara izlenebiliyormuş. Hatta en güzel Paris manzarası bu Montparnasse gökdeleninden görülürmüş, çünkü içinde o olmadan görüyorsun şehri.
Champ de Mars, en uçta Montparnasse gökdeleni    

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri     Loire Vadisi    Çek Cumhuriyeti    İngiltere    Fransa    İspanya    İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan    Bardak Altlıkları