REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları

 

2007 Londra Seyahati

 

Londra1    Londra2    Londra3    Londra4    Londra5    Londra6    Londra7    Londra8    Londra9    Londra10

 

  Çarşamba günü Londra'nın en mutena semtlerinden Kensington'a gittik. 

Bu semtin en zengin caddesi de High Street Kensington idi. Dikkat ederseniz bu memlekette her bölgenin, east'i west'i ve de  bir high street'i var, en civcivli sokak da o oluyor. Ayrıca her yerin west'i makbul Londra'da.

High Street Kensington yol boyu güzel tuğla binalar, H&M , GAP gibi mağazalar, pahalı butikler ve restoranlarla kaplı etkileyici bir bulvar.

High Street Kensington    
  Hava çok rüzgarlı ve soğuktu, o yüzden cadde üzerindeki Marks & Spencer'dan kıyafetime uyacak siyah bir kaşmir atkı aldım £5.

Bu esnada yağmur başlamış idi. Bir otobüse binerek meşhur Kensington Bahçeleri'ne gittik. Biz parka varana dek yağmur da dinmişti ama nasılsa biraz sonra tekrar yağacağını bilmek ve hiç stres yapmamak gerekti. Londra'nın havası böyle.

Kensington Gardens    
  Kensington bahçelerinin bizim için en önemli özelliği, J.M. Barrie'nin o güzelim Peter Pan romanını burada yazmış olması. Hiç büyümeyen ve peri tozu sayesinde kuş gibi uçabilen Peter pan benim çocukluk kahramanım idi. Hatta evde koltukların tepesine çıkar, uçma dileğiyle kendimi havaya atardım.
Kensington Sarayı'nın girişi    
  Bu bahçeler aynı zamanda Kensington Sarayı'nın da bahçesi oluyor, yani Prenses Diana ömrünün son yıllarını bu ufak köşkte geçirmiş idi.

Diana ile ilgili sergileri ve sarayı  ziyaret etmek mümkün. Giriş £12

Kensington Sarayı    
  Köşkün ön tarafında Kraliçe Victoria'nın genç ve güzel hali ile bir heykeli bulunmakta. Çünkü Victoria bu küçük sarayda doğmuş.
Victoria    
  Kensington Bahçesi aslında bir koruluk, içinde hayvancıklar cirit atıyor. Londra parklarında en sık görünen hayvan ise pofuduk kuyrukları ile sevimli sincaplar.
     
  Kensington Sarayı'nı geçip Round Pond - Yuvarlak Göl'ün etrafını dolandık. Amacımız sonsuza dek çocuk kalan Peter Pan'ın heykelini bulmak idi.
Kensington Bahçeleri    
  Gölü geçmiş ve yürüye yürüye The Long Water denen nehre gelmiş idik, nehrin öbür tarafı ise şehrin en meşhur parkı Hyde Park idi.
The Long Water    
  Hyde Park'a geçmeden ırmak kenarında ilerledik ve işte o karşımızda idi. Minik, zarif bir heykel, ebedi çocukluğun sembolü,Peter Pan.

Parktan çıkarak High Street Kensington'a geri döndük, metro durağında bulunan Cornwall Pastry'den muhteşem bir Cornish böreği aldım, £2,90

Kızarmış ve içi isteğinize göre etli, soğanlı, peyirli, sebzeli, mantarlı olabilen bu kocaman böreklerin lezzeti mükemmel. Londra'daki en sevdiğim yemek bu böreklerdi diyebilirim.

Peter Pan    
  Cornish böreğin üzerine caddede bulunan havalı Whole Foods organik gıda merkezine girdik, buradan çeşit çeşit organik yemek, meyve, sebze alabildiğiniz gibi açık büfeden sağlıklı yemekler seçerek oturup yiyebiliyorsunuz ama pahalı. 100 gram salata £10

Burada körili tavuk, mayonezli somon gibi karışık bir tabak yaparak yanında innocent meyve suyu içtim.

İngiltere'de içilecek en güzel şey, saf meyve püresi olan Innocent içeceği. Çilekli-muzlusu enfes, hergün bundan bir litre içmişimdir. Litrelik kutusu £3,19

     
  Öğleden sonra V&A Museum'a giderek Golden Age of Couture sergisini gezdik. 1947-1957 arasında Paris ve Londra'da tasarlanmış en meşhur kıyafetler sergileniyordu. Müzeye giriş ücretsiz ancak özel sergiler paralı , bu efsane olmuş kostümleri görmek için £9 ödedik.

V&A müzesinin restoranı meşhur, sıcak soğuk yemeklerin yanında kahve çeşitleri ve tatlılar mevcut. Biz de birer portakallı bademli kek ile havuçlu cevizli kek yedik ve kahve içtik £5,35

V&A Museum    
  Akşam şehrin İstiklal Caddesi sayılabilecek Oxford Street'e  gittik, burası bu alışveriş cumhuriyetinin başkenti sayılabilecek bir cadde, iki yanda sıra sıra büyük küçük sayısız marka ve mağaza ile saatlerinizi ve paranızı rahat rahat harcayabilirsiniz.

Biz önce Mango'dan bana siyah bir çanta aldık £40

Kocaman Top Shop ve Miss Selfridge'i gezdik ve güzel takılar bulduk Siyah yıldızlı ve kalpli kolye £8, incili kelebekli kolye £6

 

V&A Restoranı  

 

 

Oxford'un en çılgın mağazası kocaman ve  inanılmaz ucuz Primark idi. sabah saatlerinde gitmekte fayda var, akşam iş çıkışından sonra indirime girmiş Mango mağazasından beter bir kalabalık oluyor, bilginize.

 

Primark 5 parçalı havlu seti £5, kalın örgü ev çorabı £2, 5li paket çorap £2, taşlı kolye £1

 

Londra'ya giderken boş bavulla gitmelisiniz, Primark'dan ne lazımsa, kıyafet, don, havlu, takı, çanta, pijama, hepsini çok çok ucuza alabiliyorsunuz, Çin malı da değil, Made in Spain.

 

Boots isimli dev güzellik mağazası zincirinin Oxford şubeşinden de £2,99'a şampuan ve yüz jeli aldıktan sonra eve döndük.

     
  Perşembe günü sabahtan bu sefer her yerini gezmek üzere V&A'e gittim. Londra'nın en meşhur müzeleri, V&A Museum, Natural History Museum, Science Museum, bunlar South Kensington'da yanyana müzeler. South Kensington'da metrodan inince yukarı hiç çıkmadan, müzelere giden tünel yola girebiliyorsunuz, müzeye gitmeden alınan küçük Evian su £0,89 (Marketten büyüğünü alırsanız £0,85)
     
  Tünel yolda ilerleyerek V&A girişine geldim ve ücretsiz haritalardan bir tane alıp bu dünyanın en büyük dekoratif sanatlar ve tasarım müzesini gezmeye başladım.

Müzede sergilenen milyonlarca objeyi bir günde gezmek elbet imkansız. Ayrıca müze alabildiğine interktif hale getirilmiş , mesela kıyafetler bölümünü gezerken korse giyerek nasıl bir his olduğunu anlıyorsunuz. Ya da her bölümde bulunan bilgisayarlardan kendinizi test ederek o bölümü iyice anlayarak gezmiş misiniz , kontrol ediyorsunuz. Veya dokunmatik ekranlarda ekrandaki resimleri tıklayarak Londra'nın geçen yüzyıllardaki hallerini görebiliyor, İznik çinisi ile İngiliz çinisini ayırd etmeye çalışıyor, acayip bir takım objelerin ne işe yaradıklarını çözmeye çalışıyorsunuz.

V&A girişindeki devasa cam avize    
  Müzenin metrodan giriş bölümünde 1600-1800 Avrupa dönemi bulunyor.

1. katta Asya bölümünde en çok Japonya'dan toplanmış objeler, özellikle netsukeler harikulade. Avrupa bölümünde Rafael'in Sistine Şapeli için yaptığı duvar halılarının tam boy taslaklarını görmek mümkün.

Bu kattaki en hoş bölüm, Moda. Burada yüzyıllar boyunca kıyafetlerin gelişimini gerçek tarihi kostümler üzerinde görebiliyorsunuz. Gerçek korseler, 200 yüz yıl önce giyilmiş kıyafetler, yirminci yüzyıl modası,  Vivienne Westwood'un uçuk tasarımları, hepsi bir arada.

 
     
  2. kat 1500-1700 yılları arası İngiltere sergisi, mesela 16.yüzyılda bir Londra evi nasıl görünüyormuş, bunu öğreniyoruz.

3.katta demir işleri, yüzlerce müzik enstrümanı, gümüşler ve dokuma örnekleri görülebilir.

Ayrıca 20. yüzyıla adanmış bölümde geçen yüzyılın en meşhur objelerini görebilirsiniz, antika cep telefonu, mikser, baskılı tişört gibi.

     
  4. kat 1800-1900 yılları arası İngiliz kültür eserlerine ayrılmış. Dolaplar, mobilyalar, yataklar, bu müzeyi kuran Kraliçe Viktorya ile kocacığı Prens Albert dönemine ait eserler ve daha yüzlerce obje bu bölümde.

Bu müzeyi bütün gün gezdim, ama herşeyi inceleyerek, bilgisayarlarda çalışarak gezmek isterseniz herhalde bir ay gerekir. Harikulade bir müze.

Victoria and Albert'a giriş ücretsiz, müze sabah 10'da açılıyor, akşam 17:45'de kapanıyor, Cuma günleri ise 22'ye kadar açık.

     

 

Londra1   Londra2   Londra3   Londra4   Londra5   Londra6   Londra7   Londra8   Londra9   Londra10

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları