REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları

 

1999 Japonya Uluslararası Öğrenci Konferansı

 

Osaka   Nara   Osakajo   Osaka4   Osaka5   Kyoto   Kyoto2   Nijojo   1001Buddha   Osaka6   Ayrılış

 

Sanjusangen-do : 1001 Buda Tapınağı

 

 

8 Ağustos - Sabah yine Kari'nin odasında, yerde hasıra bağdaş kurup münazaramızı yaptık. Ardından Koreli So Yoon ile iki saatlik boşluktan faydalanalım dedik ve şehir merkezine indik. Lawson'dan çörek aldık ve karnımızı doyurduk. Bir kapalıçarşı sokağı gezdik, turistik tişörtler aldım buradan. Sonra Hankyu mağazasını gezmeye daldık. İki saat çoktan geçmiş gitmiş, Halkevi'nde yapılan özetleme toplantısına geç kalmıştık.

 

Biz geldikten sonra toplantı çabucak bitti, akşamki ikinci kültürel geceye kadar hazırlık yapmak için herkes otele döndü. Ben de odada kaldım, dinlendim, bakım yaptım, oh harika hissediyordum.

O akşam Finlandiya'nın gösterisini izledik. Tipik bir Fin gecesini canlandıracaklardı. Erika olanları anlatıyor, Kari ve Vesa Fince oynuyordu. Oyun başlamadan kari yanıma gelip fooğraf makinesini bana bıraktı. Hikayeye göre iki adam önce konuşup tartışıyor sonra saunaya gidiyor. Kari'yle Vesa bir paravanın arkasına geçip donlarına kadar soyundular, çıkardıklarını kafamıza attılar da oradan biliyorum! Salonda alkış nümayiş ayyuka çıkmıştı çoktan.  Bellerine doladıkları havlularla "saunada" oturup içmeye koyuldular. Tekrar tartıştılar, kalkıp giyindiler, "diskoya" geldiler. Diskoda tüm kızlar, yani biz seyirciler, onları bekliyordu, "Finli kızlar çok kolaydır" dedi Erika. İki adam şöyle bir dolandılar "diskoda". Kari birden önümde durdu, bana doğru eğildi, bir süre bakıştık konuşmadan, çok acayipti, ne düşündü bilmiyorum. Sonra mizansene göre o Erika ile, Vesa'da ev sahibesi ekipten bir Japon kızla dansettiler. Biz gülmekten bayılıyorduk.

 

Dansın sonunda Vesa yerlere yuvarlandı, ayakta kalan ve kızı kapan Kari de çıkıp gitti. Salonda alkış koptu.

 

 

Evsahibi Japonlar, bir kral, bir maymun ve fakir bir adam hakkında bir öyküyü oynadılar. Öykünün ne olduğunu anımsamıyorum, iskemleden yuvarlanmıştım ama gülmekten. Oyundan sonra kralın cübbesini giydim bütün tiplerle fotoğraf çektirdim, çok matraktılar.

 

Kalan ülkeler de tanıtımlarını bitirince, Kari'nin yanına gidip "Bu akşam ne yapıyoruz" diye sordum, biraz konuşup otelde kalmaya karar verdik. Lawson'a gidip bira, çerez, çikolata aldık, Michal de birsürü içki getirdi ve Kari'nin odasında sofra kurduk.

 

Tam içmeye başlamıştık ki, Gustaf geçen gece ödül olarak kazandığı karpuzunu anımsadı, kalktı gidip karpuzu getirdi, dilimlere ayırdı, hepimize dağıttı.

 

Saatlerce içtik, muhabbet ettik, odadaki televizyona 100 yen atıp Japon pornosu seyrettik. Yatmaya gittiğimizde saat 4'e geliyordu.

9 Ağustos - Sabah organizasyon ekibi odamızda yemek üzere kahvaltı dağıttı. Hamburger, ne olduğunu anlamadığım patatesli  bir şey, tatlı sıcak pankek, portakal suyu. Midem bulandı.

 

Toplanıp metroyla Karasuma'daki Kanji Kentei binasına gittik. Tartışma grupları ayrıldı ve herkes hafta boyu münazara yaptığı konuyla ilgili birer özet yazdı.  Bu özetleri okuyunca konferans bitmiş oldu. Şimdi sadece ortak bildirge yazılması kalmıştı ki, bunun için her gruptan bir kişinin akşama kadar burada kalması gerekiyordu. Kura çektik, bizim gruptan Mark çıktı, o kadar ağlandı sızlandı ki, Kari, "Ben kalacağım" dedi. Ben de Gustaf ile çıkıp gittim.

 

Merkeze geldik, 100 yen mağazasında alışveriş yaptık, Kyoto Tower'ı ve istasyon binasını gördük. McDonald's'ta teriyaki burger yedik. Otele döndük, veda partisi için hazırlanıp tam akşam altı'da lobide diğerleriyle buluştuk ve tüm ekip bir diskoda konferansın veda partisinde eğlendik.

 

Gecenin ve konferansın tema şarkısı Aerosmith'ten "Don't Wanna Miss A Thing" idi...

 

Partiden sonra Erika, Gustaf, Jonathan ve Moğol kızla bir bara gittik, sakin sakin içip muhabbet ettik, bar çok güzeldi, barmen fotoğrafımızı çekti ve bunu bara asacağını söyledi, daha önce hiç bir Finli, bir İsveçli, bir Moğol ve bir Türk'ü beraber görmemişti!

 

Bardan sonra bir Çin restoranına gittik, Kari ve diğerleri oradaydı. Gece 3'te otele dönerken, Japonya'nın ne kadar güvenli bir ülke olduğunu anladım. Gecenin köründe sarhoş ve kadın başına elini kolunu sallaya sallaya dolaşabiliyorsun burada, çok güvenli bir ülke.

 

Yatmadan bavullarımı topladım, ertesi gün Osaka'ya geri gidecektik. Serhat'le 13 Ağustos'ta Kansai'den eve dönecektik. 10'u ve 11'i geceleri Kari, Gustaf, Ori ve Michal ile Osaka'da ucuz bir hostelde, gecesi 3.150 Yen'e kalacaktık. 12'si gecesi Harada, Serhat ve beni evinde konuk edecekti. Macera henüz bitmemişti.

 

10 Ağustos - Sabah bavullarımızı otelde bir odaya doldurup Halkevi'ne gittik, birkaç sandöviç yedik, bildirge okundu, 46. Uluslararası Öğrenci Konferansı resmen sona erdi.

 

Kari'ye 1001 Buda Tapınağı'na gideceğimizi söyledim, o da bize katıldı, Kayoko ve Michal ile bir otobüse binip merkeze geldik. Otobüste konuşurken, Hong Kong'u , Şangay'ı düşünerek Kari'ye, hep uzakdoğu'ya gitmek istediğimi söyledim, şöyle bir baktı bana :

"You are in the far far east baby!"

 

 

 

Yağmur başlamıştı. Bir restorana daldık, curry restoranı imiş, deniz mahsüllü  curry yedim. Kari'yle şakalaşıp durduk "köri" konusunda. Yemekten sonra yağmur durmuş, güneş açmıştı, biz de birazcık yürüyüp tapınağı bulduk.

 

Sanjusangen-do yani 1001 Buda Tapınağı ana binasında tam 1001 tane buda heykeli dizili. Söylenceye göre her insan bu heykeller arasında bir benzerini bulabilirmiş! Burada adak yaktım ve hediyelik aldım, ne dilemişimdir kimbilir? Çok merak ediyorum.

 

Tapınaktan çıkınca taksiyle otele geldik. Herkes evine gitmiş sadece Osaka'ya dönüp oradan memleketine uçacak olanlar kalmıştı. Bavulları yüklenip tren istasyonuna gittik ve Osaka trenine atladık. Herkes yorgundu, yol boyu uyukladık.

 

Osaka'ya dönünce kendimi evde hissettiğimi söyledim, Kari bana takılıp durdu bu yüzden.  Otel ise bulabileceğimiz en ucuz oteldi, tamamen Japon tarzıydı, banyo yapmak için yolun karşısına geçip hamama giriyordunuz! Oğlanlar aşağı katta geniş bir odada kalacaklardı, ben de üst katta tek başıma kalacaktım.

 

Otel Umeda bölgesindeydi, Hep Five denen alışveriş merkezine ve onun gökdelen kadar büyük, meşhur kırmızı dönmedolabına çok yakındı.

 

Akşam çıkıp 750 Yen'e bir tabak dolusu kızartma yiyebileceğimiz bir restoran bulduk. Deniz ürünü, et, tavuk vb seçebiliyordunuz, yanında pilav ve miso çorbası da vardı. İyice doyduk, keyfimiz yerine geldi.

 

Yeraltında kocaman kalabalık bir bara girdik, uzun bir masanın etrafına dizildik. Hot sake istedim, bunun saydamı, yeşili, pembesi mevcuttu, oğlanlar "pink, pink" diye tezahürat yaptılar, yine de şeffaf olanı seçtim, en ucuzu oydu! Garson kız bir şişe ve 2 küçük bardak getirdi, Kari'ye gösterdim, "one for you and one for me baby!" dedi! Ve kippis yaptık karşılıklı, sonra kampai yaptık, durmadan konuşuyorduk.

 

Hesap gelince masa ve garsoniye için de ödeme yapmamız gerektiği ortaya çıktı, yarım saat hesap kitap yapıldı, apar topar kaçtık oradan.

 

Gece otele döndüğümüzde yukatamı giydim, arabaların ortasından caddenin karşısındaki hamama gittim, tek başıma yıkandım, sonra da tek kişilik odamda rahat rahat keyfime baktım.

 

Osaka   Nara   Osakajo   Osaka4   Osaka5   Kyoto   Kyoto2   Nijojo   1001Buddha   Osaka6   Ayrılış

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları