REAL FIESTA --> BLOG --> SEYAHAT --> 80'LER

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları

 

1999 Japonya Uluslararası Öğrenci Konferansı

 

Osaka   Nara   Osakajo   Osaka4   Osaka5   Kyoto   Kyoto2   Nijojo   1001Buddha   Osaka6   Ayrılış

 

Osaka'da ilk günler, Japon yemekleri, tapınaklar

 

30 Temmuz 1999 günü Kansai Havaalanı'na vardığımda, tam bir gündür yoldaydım. Bu yüzden olacak, rakı torbası uçakta kaldı. Allahtan bir hostes kızcağız arkamızdan koşturdu da hediye olarak getirdiğimiz rakılara kavuştuk. İlk saatlerim o mühendislik harikası havaalanında geçti. Kalabalık, çılgın, otomatların egemenliğinde Japonya'da ilk anlar! İçi binbir çeşit eşya dolu renkli mağazalar. Siyah soket üzerine pembe terlik giyen torba entarili minik Japoncuklar. Herşeyi ama herşeyi otomatlardan satın almak. (Bu otomatlardan meyve suyu almak için servet döken arkadaşların hatıraları). Japonların minicik gümüşi cep telefonları. Japon çizgi filmleri muhabbeti.

Osaka Study Tour'un benim dışındaki katılımcıları da gelince diğerlerine veda ettik ve Daisuke bizi trene doldurup Osaka'ya getirdi.  Beni evinde ağırlayacak Naoko ile tanıştım. 20 yaşında ama 13 yaşında görününen minik japone!

Diğer ev sahipleri ve konuklarla bir kafede oturduk. Hemen elbezleri ve soğuk sular geldi, ülke adetine göre.

Osaka, çok katmanlı bir şehir. Şehrin yarısı yerin altında. Metro çok katlı ve saece metro değil. Şöyle anlatayım, her metro istasyonu bir Akmerkez tadında. Metroda alışveriş merkezleri, restoranlar, dükkanlar ve bunca yıl sonra hatırlayamadığım kimbilir neler var. Kısaca Osaka'da "yer altında dünya var". Ben o ilk gün Naoko ile 4 kere hat değiştirdim, eski tarz, güzelim ahşap evlerin, pirinç tarlalarının arasından geçtik ve eve geldik. Naoko'nun annesi ve erkek kardeşi var ama babası yoktu. Bana ayırdıkları odaya bir yer yatağı serilmişti. Japon kültürünün bize benzer bir yanı! Annesi çiraşi suşi hazırlamıştı. Geniş bir kapta pirinç, çırpılmış yumurta, çiğ balık, ahtopot, somon balığı yumurtası. Haşileri ilk kez elime alıp yemeğe başladım, çok açtım. Miso çorbası nefasetti. Üzerine Çavamuşi, (yumurta ve mantardan yapılan bir tür puding) ve tatlı olarak ta tofu yedik, soya fasülyesi püresinden yapılan başka bir tür puding.

Yemekten sonra Naoko ile iki saat sohbet ettik. Odama vantilatör de kurmuşlardı, o serinlikte yattım. Yastığımın içinde sanki pirinç doluydu ve dışardan kocaman cırcır böceklerinin sesi geliyordu.

31 Temmuz - Sabah Naoko'nun annesi bizi kahvaltı için bir kafeye bıraktı. Yumurtalı sandöviç yeyip buzlu süt içtik. Sonra yine birsürü trenlere binip JR Amagasaki İstasyonu'nda diğerleriyle buluştuk: Nepalli, Koreli, Moğol, Japon katılımcılar. (Konferansa katılanlar, 1 hafta farklı şehirlerdeki study tour'a katılacak, ikinci hafta hepimiz Kyoto'da buluşacaktık) Osaka grubundaki tek yabancı kız bendim, o yüzden prensesler gibiydim.

O gün Halk Evi'ne gittik, belediye tarafından vatandaşlara tahsis edilmiş tam teşekküllü bir kompleks. Gelişmişlik bu herhalde diye düşünmüştüm. Halk Evi'nde önce kendimizi, ülkemizi tanıttık sonra hep beraber Japon yemeği pişirdik! Ben önce Naoko ile İnari suşi yaptım (soya fasülyesinden yapılmış bir zarın içine tatlı soslu bir pilav doldurulur), sonra Noritaka ile takoyaki yapanlara yardım ettim. (İçinde ir parça ahtapot bulunan pinpon topu şeklinde krep) Konyaku (patatesten yapılan uzun, yapışkan makarna), temaki suşi (kuru yeşil yapraklara pirinç, yumurta, et vb sarılarak yapılan suşi), udon (kalın spagetti), nihiri suşi (pirinç topları üzerine çiğ deniz ürünü koyulan ve en çok bildiğimiz suşi türü), ve tatlı olarak

warabi watçi (bizim lokumun şekersizi gibi bir tatlı, üzerinde fasülye tozu serpiniz) yedik. Yemekten sonra Japon oyunları oynadık, origami yaptık vallahi billahi! Beş taş tadında bir oyun da vardı. Sonra güzel kağıtlara kaligrafik yazılar yazık. Ve en sonunda bana bir kimono giydirdiler! Aslında bu hakiki ipekli bir kimono değil, pamuklu bir yukata idi. Hakiki kimono için servet ödemeniz gerekiyor. O yüzden gündelik hayatta rahat rahat yukatalar  kullanılıyor.

Soyunup dökünüp eve döndük. Naoko beni büyükannesiyle büyükbabasının evine götürdü. Burası tam antika Japon eviydi, hasır kapılar, geyşa bebekler, süslü panolar.

Akşam yemeğine annesi tempura hazırlamıştı, yani kızarmış deniz mahsülü ve sebze! Bayıla bayıla yedim. yanında some (buzlu makarna) ile. Tabii herzaman miso çorbası ve pilav da sofrada.

O gece İstanbul'u tanıtan kitabımı Naoko'ya verdim.

1 Ağustos - Sabah kahvaltısında pirinç topları, ince udon ve umeboşi (tuzlu erik turşusu) yedik, yosun çorbası, kahverengi Japon çayı içtik. (bu çayı soğuk versiyonu kahverengi, sıcak hali ise sarı)

Japon çayını yeşil çaya bin kez tercih ederim, muhteşem bir ferahlatıcı. Su şişelerimize de bu çaydan dolduruyoruz ve gün boyu içiyoruz.

Kahvaltıdan sonra JR Osaka İstasyonu'nda diğerleriyle buluştuk ve güneş altında uzun süre yürüyerek bir budist tapınağına geldik : Dainenbutsu-ji. Tapınak çok güzel düzenlenmiş bir bahçe içerisindeki ayrı ayrı küçük binalar ve bir ana yapıdan oluşuyor. Kapıda önce ellerimizi yıkadık, sonra ayakkabıları çıkartarak içeri girdik. Altın yaldızlı, alev alev kırmızı bir tapınak! Çeşitli uğurlar satınalabilirsiniz. Oğlanlar koca bulmamı sağlaycak uğuru almam için ısrar ettilerse de ben kariyer yapmamı sağlayacak tılsımı tercih ettim. 6 sene sonra görüyoruz ki, ne biri ne öbürü! neyse!

 

 

Tapınakta alçak bir masanın etrafında bağdaş kurarak dizildik ve rahipler bize çay ikram ettiler. Çünkü Japon arkadaşlarımızın dediğine göre bu kadar genç insanı tapınakta gördükeri için çok mutlu olmuşlar.

 

 

Tapınaktan çıkınca Buddha'ya para attım, sonra çanı 2 kere çaldım ve Buddha'yı okşadım. İyi sağlık verirmiş.

Buradan çıktıktan sonra tipik bir Osaka kapalıçarşısı olan Hirano Shopping Street'e geldik. Osaka kenti gökdelenlerle kaplı, yeraltında ayrı bir şehir var ve yerüstünde de , gökdelenlerin, binaların arası kapalı çarşılarla kaplı. Bildiğimiz kapalıçarşı, üzeri kapalı çapraşık sokaklar, ve ışıl ışıl binbir farklı dükkandan başka restoranlar, oyun salonları, manavlar, sinemalar da var bu kapalıçarşılarda. Kalabalık akıp gidiyor, her yer rengarenk, kokular insanın başını döndürüyor.

 

Bu kapalı çarşının içinde Zennko-ji Tapınağı'nı gezdik. japon ibadethanelerinde çok eğlenceli şekillerde ibadet edebilirsiniz. Ben de çanları çaldım, topları, silindirleri çevirdim, eğlenceli tüm ibadet yöntemlerini uyguladım.

 

Tapınağı gezdikten sonra kapalıçarşıdan çıkıp hakiki bir Japon restoranına gittik. Ayakkabıları çıkartıp içeri girdik, o güzelim hasırların üzerinde yalınayak yürümek çok zevkli. İçeride bodur ağaçların arasından şırıl şırıl sular akıyor, kimonolu kızlar sipariş alıyordu. Zen-budistik bir yemek tecrübesi! Bize ayrılmış bir odada alçak masaların etrafına bağdaş kurduk. Ben udon ve nihiri suşi yedim, tatlı olarak tofu dondurması, içecek soğuk Japon çayı.

Yemeğe başlarken İtadakimas diyorsunuz, yemekten sonra Goçisosamadeştha diyerek şükrediyorsunuz. Bunları yapmam Japon arkadaşlarımın çok hoşuna gidiyordu.

 

Osaka   Nara   Osakajo   Osaka4   Osaka5   Kyoto   Kyoto2   Nijojo   1001Buddha   Osaka6   Ayrılış

 

ANASAYFA    Hakiki Muhabbet    80'lerin TV Dizileri    80'lerin Çizgi Filmleri    İngiltere    Fransa   İspanya   İtalya   İsveç    Japonya   Macaristan   Bardak Altlıkları