Cuma akşamı işten çıkıp cümbür cemaat Sino'ya gittik dostlar.Şirkettekiler çılgınca içerek kumar oynayacağımızı sanıyorlardı, şanımız yürüsün diye öyle demiştim de:)))
Marketten salata alıp Sinoya giderken Mecidiyeköyün ara sokaklarından birinde dünyanın en acayip derneğinin tabelasını gördük :
SEVENLER VE SEVİLENLER YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
İşte o andan beri uykularım kaçıyor, acaba bu dernekte ne yapıyorlar, kime nasıl yardım ediyorlar , çok merak etmekteyim , ne kadar fantastik bir dernektir bu böyle yaleppim???
Sino'ya gittiğimizde fesleğenli krema soslu makarna pişirip salata yaptık. Ben sadece salatanın limonunu sıktım, bir de tatlının üzerini süsledim, yani bütün o renkli şeker parçacıklarını sıvadım tatlının üzerine, rengarenk birşey oldu :
Sonra da makarnaya gömüldükkk
Lady Charlotte'ın getirdiği çikolataları...
soğanlı çerezzoları, ve diğer abur cuburları yedik...
sino bize Erdek'den güzel dokuma eşarplar getirmişti, çok eğlendik onlarla :
Ama gecenin en eğlenceli aktivitesi, Sinonun yatak odasını yeni aldığı duvar stickerları ile süslemek oldu. O kadar güzel oldu ki , oda bir anda değişti, her yerden mor kelebekler uçuşuyor idi şimdi.... çok beğendim, star warslı duvar stickerı bulursam ben de odamı han solo'yla, obi wan'la şenlendirmek isterim dostlar:)))
Gecenin sonunda votka içip 51 oynadık, sonra da odalara dağılıp uyduk, valla ben tırsıyordum uyuyamam diye, yabancı yerde yatmayı pek sevmem, ya uykum kaçarsa?? uykum çok kıymetlidir, az uyursam bütün günüm fena geçer, falan filan neyse tosur tosur uyumuşum, sabah bir kalktım saat 9'u geçiyor, halbuki Lady Charlotte ile buluşacak idim.. Nasıl da yağmur yağıyor, şakır şakır..., Cevahire yürüyene kadar o ayağımdaki güya deri botlar ekmek gibi ıslandı, pantolon dizlerime kadar sırılsıklam, şemsiye de ters dönüp kafama geçti oyyy... Olsun yine de buluşmayı başarıp Murat Muhallebicisinde mükellef bir kahvaltı yaptık kolbörekli... Sonra da NT mağazasından çin işi komik kırtasiye malzemeleri aldık very ucuza...Ayy sonra evlere dağıldık, hemen kaynar suyla yıkanıp 3 kat giyinip battaniyeye sarıldım ki hasta olmayayım...
Aradan birkaç saat geçmemişti , Regarding Henry filmini izleyip yağmur yağarken evde olmanın tadını çıkartıyordun ki, La Capitanacığım aradı, havuçlu kek yapmış bizi çağırıyor, aaa dedim ben hayatta gelemem, ıslanmak istemiyorum, meğerkim Tilekcanlar Metrocity'delermiş ve gelip beni aldılar, Tarık da gelmişti, ohh kuzen kardeşler toplanmış olduk.
La Capitana'nın havuçlu keki şahaneydi
Fakat ben keçi peynirli, biberli ve domatesli böreklere gömüldüm
kek ve börekle açlığımızı (!) bastırdıktan sonra yemek saatine kadar muhabbet ettik. Yemekte içi löp löp mantarlı muhteşem bir çorba, çin usulü böf stragonof ve Maya'nın belçika usülü patates kızartması vardı.
Kaptancığım etleri sabahtan beri özel bir sosun içinde marine etmiş, sonra onları yeşil soğanlarl vok tavada pişirdi. Bu arada ben pişen patateslere dadanmıştım, hafif tuzlu ince uzun çıtır çıtır patatesler ağzınıza layık idi.
Damağımızda eriyen muhteşem eti yalayıp yuttuktan sonra üst kata çıkıp yayılıp yuvarlandık, artık bir damla bile yiyecek halimiz kalmamış idi dostlar. Aaaa kalan börekleri ben aldım eve getirdim, bu sabah kahaltıda yedim ayıptır söylemesi:))) Ellerine sağlık kaptanım, harikulade idi herşey:))
Etiketler: gırtlağıma hakim olamamıştım, kuzenler toplantısı, pijama partisi, sevenler ve sevilenler yardımlaşma ve dayanışma derneği, yemek ziyafeti