İstanbul turunun sonu
İstanbul turumun sonunu da yazayım tam olsun dostlar.
Nerede kalmıştım? Perşembe günü... Bu gün geleneksel vs. modern günü idi.
Sabah öncelikle Eyüp'e giderek meşhur camiyi gezdik anacak çok kalabalık ve fena derecede hacı yağı kokulu olduğundan çabuk kaçtım ben oradan :


Eyüpten teleferiğe binip Piyer Loti tepesine çıktık sevgili seyirciler. Buradaki kahve türbanlı vatandaşlar tarafından ağzına kadar doldurulmuş idi. Biz de en tepedeki tarihi kahve midir nedir orada içtik çaylarımızı. Ben burada tost yedim, mısır yedim, türk kahvesi de içtim ooohh. Ama su içip taşa oturmadım hahahahaaah

Turumuzun geleneksel kısmını böylece tamamladıktan sonra Eminönüne geri dönüp tramvayla Tophaneye gittik ve de İstanbul Modern'in gezdik. Perşembe günleri bu galeriyi ücretsiz gezebilirsiniz.Sergideki resimlerin çoğu soyuttu ve tabii bu kadar sanat beni aştı. Fakat Hayrünissa Zeid'in geometrik resimleri, işte onlar şahaneydi dostlar.
Müzeyi gezdikten sonra harika manzaralı kafesinde oturup kahve içtik, tatlı yedik. Framboazlı cheesecake ve de dondurmalı profiterol :
Bence o verdiğim fahiş fiyata göre o kadar lezzetli değildi tatlılar. Fakat vapurlar ve Sarayburnu manzarası buna değdi. Cuma günü ise Beyoğlu'na gittik. Önce Sen Antuan Kilisesini gezdik. Sonra da Pera Müzesini.
Pera Müzesinde olağanüstü güzel bir sergi var : “Doğu’nun Cazibesi” Britanya Oryantalist Resmi. İşte bu da web sitesi : Doğu'nun CazibesiFotoğraf çekmek yassaktı, o yüzden buraya koyabileceğim bir foto yok idi.
Bu müzeyi bayıla bayıla gezdikten sonra Cihangir'e inip Symirna'da tadı damaklara seza bir şenlik sofrası kurduk. Yan masaya da Teoman geldi ayol hahahaha. Tam Cihangir. Neyse, Symirna'da atıştırma tabağı, mantar soslu tavuk, 4 peynirli cevizli penne yemiştik ama fotoğraflarını çekmeyi unuttum , taa yedikten sonra aklıma geldi. Geçmiş olsun.
Böylece bir hafta rüya gibi geçti, dün de işbaşı yapıp İstanbul'daki sıradan hayatımıza geri döndük ama ben yine yapacağımı yaptım. Fakat bu da başka bir yazının konusu :)
Etiketler: cihangir, Eyüp, istanbul, İstanbul Modern, Pera Müzesi, Piyerloti, Sen Antuan

Aslında arada sırada hep içinde yaşadığımız mekanlara bu şekilde yaklaşabilmek lazım diye düşünüyorum. Turistmiş gibi, herşeye farklı bir gözle bakamayı ve yeni şeyler görmeyi becermek lazım.
Yemek için Alman Hastanesi'nin oralarda bir yerde, 5.Kat'a gittik. Ben daha önce hiç gitmemiştim, ne kadar çok şey kaçırmışım, taa Boğaz Köprüsünden Marmara'ya kadar uzanan nefes kesici bir manzarası varmış bu mekanın. Manzaraya dalıp lezzetli yemekler, İspanyolca, Fransızca şarkılar eşliğinde sohbet edebiliyorsunuz. Yüksekte olduğumuz için hava çok rüzgalı idi ancak garson kardeşler bize leopar desenli battaniyeler verdiler ve gayet şuh bir kılıkla yemeğimize devam ettik hahaahahah.
Tabakta çıtır tavuk, hellim kızartma, felafel ve peynirli kıtır pidemsi birşeyler var, çok hoş bir sosla servis ediliyor, çok beğendik.
Doğumgünü çocuğu Sinem , nohutlu ve safranlı pilavlı bilmemne tavuğu aldı , adını anımsayamadım
Deniz'le Gökhan da 4 peynirli bonfile ile 5.Kat bonfilesinden yediler. Zaten o açılış tabağı ile doymuştuk ama ana yemek öncesi garsonlar makul bir süre beklettiler yemeklerimizi, o yüzden etleri de gayet midemize indirdik.
Gecenin sonunda ise daha şişman olarak evlere dağıldılmiştık sayın seyirciler. Bu arada farkettim ki, bütün fotoğraflarda ben varım, zorla Sinem'e kendimi çektirmişim hahahaayytt .. 













