Blog Widget by LinkWithin

REAL FIESTA - HAKİKİ MUHABBET

REAL FIESTA BLOGGERS

Perşembe, Kasım 20, 2008

Judy ve Uzunbacak

Aah ah. Geçen hafta sonu kendime çılgınca bir nostalji yaşattım ama hiç bahsetmemiştim size.

Oturup baştan sona 40 bölüm tekmili birden Judy ve Uzunbacak (Daddy Long Legs) izledim. Ya ne olur, bunun TRT'de yayınlanmış Türkçe versiyonunu bulan eden yok mu? Herşeyi orijinal lisanında izlerim, Japonca'yı da seviyorum, ama Judy ... olmuyor dostlar.

İzlemeye nasıl başladım ben de anlamadım. Bu uydulardaki bilmemne yüzünden bütün kanallar bozulmuştu ya, eh tv seyretmekten çok sıkılan bir vatandaş olduğumdan zahmet edip kanalları falan düzeltmedim. Onun yerine dedim ki, takayım Judy'i , o oynasın, ben de kitabımı okurum. Ev boş, bir ses olur evde, korkmam dedim. Fakat o da ne? Kitabı okuyamadım, gözümü alamıyorum çizgi filmden. Epeydir izlememişim, bir hoşuma gitti ki, kitabı, oyunu, interneti bıraktım, oturdum Judy ve Uzunbacak izlemeye. 

Böyle, "Sevgili Uzunbacaklı babam" diye başlayan mektuplar gönderip, zarfın üzerine 

Miss Judy Abbott
Lincoln Memorial Lisesi
Fergussen Yurdu
New  Jersey 

yazmak istedim. Oda arkadaşlarım Sally ve Julia ile şapka almaya gideyim, şehre inmişken Jimmy'nin kafesinde çay içelim, akşam beşte okulun önünde Jervis'le randevuma yetişmek için bütün kampüsü koşarak katedeyim istedim. Okul balosuna gidelim, New York'da tiyatro izleyelim, Lock Willow çiftliğinde pisi balığı tutayım istedim. 

Hülasa, 2 gün sabahtan akşama kadar Judy izledim. Hatta üşenmedim, sizin için bir sürü screen caps aldım, akşama da o resimleri yükleyeyim de tam olsun. Bu işin sonu da bir Judy bloguna varır zannederim.

XO XO

Etiketler: , ,

Pazar, Şubat 05, 2006

Judy'nin devam hikayesi

Efendim, DearEnemy adlı romanda, Judy ve Jervis, Sallie'yi John Grier Yetimhanesi'ne müdüre olarak gönderiyorlar, Sallie burada reformlar yaparken, Judy'e bir düzüye mektuplar yazıyor, biz de olanları bu mektuplardan takip ediyoruz. Sallie'nin maceraları Judy'nin romanından daha eğlenceli! Sallie yetimhanede 100 küsur veletle uğraşırken, Judy zengin ve de yakışıklı kocasıyla kışı Florida'da geçiriyor, sonra doğuruyor, (kız, adı da Judy Junior ahahaha), ve nihayet Jervis'le yanlarına bebeği, dadısını, uşaklarını ve köpeklerini alarak Jamaika'ya gidiyorlar. Bu arada yetimhanede yangın çıkıyor ve Sallie şımarık nişanlısından ayrılıp yetimhanenin doktoruyla evlenmeye ve yetimhaneyi baştan kurmaya karar veriyor. Kitap Julia'dan bahsetmiyor çünkü anime'dekinin aksine kitapta Julia oldukça olumsuz ve kötü bir kişilik olarak çizilmişti. Hal böyleyken böyle.

Etiketler: , ,

Salı, Aralık 27, 2005

Geleneksel Birinci Judy ve Uzunbacak Toplu Gösterimi'nden kareler




Etiketler: , ,

Pazartesi, Aralık 26, 2005

Judy şenliği

Sevgili seyirciler, o genki deska? Cumartesi bizim evde toplandık ve bütün gün Judy çizgifilmini seyrettik.

Mönü : Ispanaklı ve peynirli börek, M&N şekerleri, cipsle kaplı fıstık, tuzlu fıstık, çamfıstığı, soslu mısır, tırtıklı cips, içi turşulu kokteyl yeşil zeytin, bira, şarap, diet kola, tatlı olarak ta fıstık sarma.

Pendelton-san , pendelton-san diye o kadar güldük ki, gözlerimizden yaşlar aktı şakır şakır. Özellikle Judy'nin uçurumdan düşüp Jervis'in "Cudiiieee" diye bağırdığı sahnede "Ulan bi çocuğa mukayyet olamadın kazık" ; ve de Jervis'in Judy'i öpmek üzere hamle ettiği bölümde "Ay napiyo küçücük çocuğa" yıktı geçti... Ayrıca benim 15 sene önce TRT'den banta çektiğim Judy bölümlerini, DVD ile senkronize olarak oynatmayı başarıp 2 bölümü Japonca yerine Türkçe seyretmeyi başardık! Deskaraaa.... Japoncamız çok ilerledi. Hatta bundan sonra aramızda Japonca konuşabiliriz.
Sayonara!

Etiketler: , ,

Çarşamba, Aralık 21, 2005

Judy analizi - 1

Judy'den konuşmadan duramıyorum, abim geçen DVD'mi gösterip karısına dedi ki "Sibo bak sen buna bayılırsın, Kermit bunun için kendini jiletlemişti" AHAHAHAHAAH

1.Bölüm : Korkunç Pazartesi

Şimdi, çizgifilmimizin,kitaptan tek büyük farkı bu, kitapta Uzunbacak, Judy’nin makalesini beğenir ve onu yazar olması için üniversiteye gönderir, bu yüzden kitaptaki Judy’nin mektupları daha zengin, entelektüeldir, okuduğu romanlardan alıntılar, Fransızca kelimeler falan kullanır, herneyse.

Çizgifilmimizin ilk bölümünde karanlık, kasvetli John Grier Yetimlerevi’nde yaşayan kimsesiz küçük Judy Abbott’ı tanırız. Çok neşelidir, hiç yürümez hep koşar, bu yüzden bir sürü sakarlıklar yapar, ama onun cesur ve aydınlık bir ruhu vardır. Birgün müdire Bayan Lippett yetimhanedeki 3 en büyük çocuktan birinin, mütevelli heyeti tarafından liseye yollanabileceğini bildirir, gelgelelim pazartesi günkü denetimde Judy herşeyi eline yüzüne bulaştırır. Ne var ki heyetten bir adam Judy’nin makalesini okumuştur, ondaki espri anlayışı ve samimiyet hoşuna gider, Judy’i liseye yollamaya karar verir, Judy bu haberi alınca uzaklaşmakta olan adamın arkasından koşar ama yetişemez, sadece onun akşam loşluğunda uzayan gölgesini görür ve ona Uzunbacaklı Baba ismini takar.

2.Bölüm : Yetimhaneden Ayrılış

Judy, bayan Lippett’ten detayları öğrenir. Onu okula gönderen adamın takma adı John Smith’tir ve gerçek kimliğini saklı tutacaktır. Judy’nin her ay ona bir mektup yazıp günlük hayatı ve dersleri hakkında bilgi vermesini istemektedir, kendisi de kıza her ay 35 dolar cep harçlığı yollayacaktır.

Bay Simit, Judy’ye okula giderken hazırlanması için 50 dolar bırakmıştır, bizimki gidip bunun hepsiyle yetimhanedeki herkese hediye alır. (kitaptaki Judy güzel bir bavul hazırlamıştı)

Judy’nin treni new York’a yola çıkmışken yetimhanedeki çocuklar yetişir ve ona veda ederler, Judy de onlara elinden gelenin en iyisini yapacağına söz verir.

3.Lincoln Memorial Lisesi

Judy New York’ta trenden iner ve birisi zavallı bavulunu çalıverir. Bela mıknatısı bu kız! Şişko bir adam hırsızı yakalar ama polisler de şişkoyu yakalar ve açıklamasını dinlemeden alıp götürürler. Bavuluna kavuşan Judy Pennsylvania istasyonunu ararken , bir mağazanın önüne parketmiş kocaman bir arabaya bir sürü paket taşıyan bir şöföre yardım eder. Arabada sarışın ve narin bir zengin kızı oturmaktadır, adeta küçük bir prenses! Kız judy’e 10 dolar bahşiş verir ve basıp gider.

Judy nihayet şahane bir kampüsteki okuluna kavuşur, (kampüste göl bile var!) Fergussen Yurdu’nda kalacaktır, 301 no’lu odada! Koşarak odaya çıkar ve sevimli Sallie McBride ile tanışır, veee diğer oda arkadaşı kendini beğenmiş Julia Ruthledge Pendleton olacaktır, Judy’e bahşiş verip ayakkabı almasını öğütleyen küçükhanım! Judy ona parasını geri verir.

Julia ve Sallie 2 kişilik odada kalırken Judy’nin de tekli odası vardır, Judy odasında dans ederken çok sevinçlidir, fakat ona ailesini sorduklarında, Judy yetim olduğunu gizler ve büyük bir malikanede yaşadığını, ebeveynlerinin o çok küçükken öldüğünü, kendisine Uzun Bacaklı babasının baktığını anlatır. Julia için u bilgi yeterli olmaz.

Kızlar Judy’e bavulunun ne zaman geleceğini sorarlar, çünkü açılış partisi vardır ve şık kıyafetler giyilmelidir. Judy panikle kızları yollar, ne yapacaktır? Tam ümitsizliğe düştüğü anda istasyondaki şişko çıkagelir, meğer bu adam Bay John Smith’in sekreteri Walter Griggs imiş veeee Judy’e bir sandık kıyafet getirmiş. Judy bir güzel giyinir kuşanır ve partide çok eğlenir ve o gece Uzunbacaklı babasına ilk mektubunu yazar.

Etiketler: , ,

Salı, Aralık 13, 2005

Uzunbacak Destanı


İşte Los Angeles’ten postaya verilen DVD setim geldi, Judy artık parmağımın ucunda, peki 15 yıl sonra bu çizgi filmi izlerken aynı şekilde hissetmeyi beklemek, bunu istemek çok mu naif?

Özetlemeye çalışırsak :

40 bölümlük çizgi dizimiz yetimhaneden gelen Judy’nin esrarengiz Bay John Smith tarafından prestijli bir liseye gönderilmesi ile başlar ve Judy’nin lisedeki 3 yılını anlatır. Judy yetimhaneden geldiğini kimselere söyleyemez, bu yüzden hep insanlara yalan söylediğini düşünür ve acı çeker. Oda arkadaşı Sallie’nin ağabeyi ve diğer oda arkadaşı Julia’nın amcası Judy’e aşık olurlar. Ulan bizim yok şöyle bir amcalı arkadaşımız değil mi Rustic’ciğim? Neyse, Judy ise amca Jervis’e tutulmuştur ama onlar ayrı dünyaların insanıdır. Bu sebepten ayrılan aşıklar, Judy’nin mezuniyet töreninde tüm okula yetim olduğunu itiraf etmesinden sonra bir araya gelirler çünkü aslında Judy’i okula gönderen zengin adam Jervis’in ta kendisi imiş!

Şimdi bu güzelim dvd’leri izlerken öncelikle TRT Ankara Televizyonu seslendirme sanatçılarına saygılarımı sunuyor, muhteşem başarılarından ötürü onlara teşekkür ediyorum. Keşke Judy’i yine TRT seslendirmesi ile izleyebilsem. Güzelliğinin bir parçası da o muhteşem sanatkarların eseri yaşatan dublajları imiş. Judy’i seslendiren hanım kızın bir daha hiç duymadım. Jervis’i konıuşan beyefendi ise en son gördüğümde Meclis Channel’da haberleri sunuyordu! Terfi etmişti herhalde???!!!

Animasyon yönünden ele alacak olursak, Judy’de hikayenin geçtiği 3 yıl boyunca kahramanlarımızın fiziken büyüyüp geliştiklerini görebiliyoruz. Ayrıca mevsimlere ve olaylara göre bol bol kıyafet değiştiriyorlar, ki Şeker Orospu Candy’nin 10 sene aynı çirkin basmayı giydiğini düşünürsek, bu bence hikayemize oldukça gerçeklik katıyor. Takdir ediyoruz çizer takımını!

Animasyonda başka bir olumlu nokta, bu çizgi filmde eşşek gözlü , kocaman yeşil saçlı kimse yok, inanılır gibi değil, herhalde Japon animelerinin Gerçekçilik akımına denk düşmüş? Gözler olabildiğine normale indirgenmiş, saçlar karakterlere uygun, o yıllarda görünen normal ler. Keşke Judy’nin saçı da Uzunçorap Pippi’den arak olmasaymış, tam olurmuş.

Ve fakat animasyonda feci bir ölçekleme sorunu var, şeker kardeşim, bacaklar çok uzun, kafalar vücutların üzerinde ya nokta gibi ya da karpuz gibi kalıyor! Mesela Jervis o kadar uzun görünüyor ki, gerçek hayatta 3 metre falan olmalıydı. Zavallı Judy’nin memelerinin hemen altından bacakları çıkıyor gibi, yine de Jervis’in beline geliyor ilk tanıştıklarında, olur şey değil, bu durumda Judy’nin 1 metrelik badi badi bir şey olması gerek. Neyseki ilerleyen yıllarda kızcağıza boy attırıyorlar, Jervis’in göğüs hizasına erişiyor da öpüşebiliyorlar. Hepsi birer kibrit çöpü gibi görünen kızlarımız balo elbisesi giydiklerinde birden yuvarlak memeleri ortaya çıkıyor. Neyse bunu da Japonya’daki liseli kız sapıklığına verelim.

Judy’i izlemek, tekrar tekrar izleyebilecek olmak müthiş! En sevdiğim bölümleri izledim, aaah ah! Ne heyecan! Bakalım ne zaman bir Judy günü yapıp 40 bölümü seyredeceğim?

Yakında Orange Road’u sipariş etmeyi düşünüyorum! Keşke Rose of Versailles (Lady Oscar) yı da DVD yapsalar, onu da alırım!

Etiketler: , ,

Blog Widget by LinkWithin