Blog Widget by LinkWithin

REAL FIESTA - HAKİKİ MUHABBET

REAL FIESTA BLOGGERS

Pazartesi, Şubat 08, 2010

La Capitana'nın doğumgünü ziyafeti

Cumartesi günü ailecek La Capitanacığımın malikanesinde toplaştık, hem küçük prensin hem de beybabası fifucan'ın doğumgünlerini kutladık dostlar.

Kaptancığım kendi elleriyle şahane bir sofra hazırlamış idi :






Kaptanın şapkası zannetiğimiz bu güzellik, muhteşem bir patates salatası imiş meğer:)) Yeşil zeytinler ço yakışmıştı patatese.



Fakat günün bir numarası kesinlikle zeytinyağlı sarmalar idi , aman o neydi öyle, kendimden geçtim ama öyle gömülmedim tabii, mesela suböreğinden, pastadan, kekten, minik pizzalardan  yemedim. Yalnız ben dolmalar şöyle harika böyle harika dedikçe Sibelinsu götürdü sarmaları, ihale ona kaldı :))

İşte Kaptan sofrayı kurup bütün bu güzellikleri dizip bir de demesin mi, "az mı oldu acaba?" püaahahaah 

Yedik içtik, zavallı Mayacık kaç demlik çay yaptı sayamadım, mutfaktan salona hortum bağlasa bize anca yetişirdi ,  lokur lokur çay içiyorduk a dostlar. Beri yandan herkes bir ağızdan konuşuyor, büyüler eski günleri ,  tek odalı evde nasıl fare avladıklarını , 3 katlı konağın karanlık geçitlerinden nasıl ödlerinin patladığını anlatırken, gençler (yani biz?) iş güç gibi sıkıcı mevzulardan bahsediyorduk. Tabii her zamanki gibi en çok eğlenenler en minikler idi:






İşte minik Sibo'nun arkasına saklandım ki karpuz göbeğim görünmesin:((( Spor işe yarasa  da biraz normale dönsem... Böylece portre fotolardan kurtulup yine eskisi gibi gönlüme göre foto çektirebilirim:(

Etiketler:

Cuma, Şubat 05, 2010

bir derdim var artık tutamam içimde

İşte bu şarkıyı söylüyor idim dün akşam o yüzden yaznın başlığı bu olduğu. Belli bir konuda yazmayacaksam (yemek, gezmek, kıyafet..) başlık bulmak zor oluyor. Bir roman yazarken de en zor iş romanın adını bulmaktır. 5 tane romanım var oradan biliyorum:))) Allahım ne kadar isterdim, laptopumu alayım, Ara Kafe'ye gideyim, kahve içip ya da balkan köfte yerken romanımı yazayım. Tabii lisede ve üniversitede yazdığım şeyler var, okusanız altınıza işersiniz gülmekten:)))) O yüzden hepsini bir gün yakmak üzere gizledim. Bu yazdığım korkunç şeylerden bir Japon abim bir de La Capitanacığım çok çekmişlerdir. Kaptana nazım geçiyor ya , o yazdıklarımı okumak zorunda idi, okur okur krize girerdi yavrum:))) Abim de o zaman bilgisayar onun odasında bulunduğundan saatlerce şakır şakır typing sesi dinlemek drumunda kalırdı. Bir de bu pespaye romanlarımı yazarken Veys Fm dinliyordum ben ahahahaahh.  Dinlediğim şarkıların kalitesi tabii ki de benim romanlardan katbekat yüksek idi. . Bir yandan alaturka dinleyip bir yandan tapi tapi yazar dururdum. Sonra okul bitip iş hayatı başlayınca ebemizinkini gördük ve bu yazarlık maceram da sona erdi.  Ama hayatta en çok istediğim şeylerden biri kitap yazmaktır.


Bu aralar pek macera yaşayamadım. Çünkü her akşam işten çıkıp spora gidiyorum. (Pazartesi hariç yeğennn) Dolayısıyla öylere sofralara gömülüp üzerine Çook Şeker komasına girmiyorum. Tek yaşadığım macera bir anda bastıran kar tipisi yüzünden yolda kalmak oldu ki, bunu da yazıp tekrar sinirlerimi ayağa kaldırmaya gerek yok.

O zaman başka bir konudan konuşalım. Mesela CNBC-E  Star Wars filmlerini numara sırasına göre yayınlıyor biliyorsunuz. Bence yanlış. Ömründe bu efsane ile karşılaşmamış birini düşünün, langırt Episode 1'i izliyor.. ne der? Bu ne eaamuuğaaa koyim demez mi? Yok Jar jar, yanında car car bi velet... Ayrıca bütün spolerları öğrenir, Ananınki Skywalker'ın Luke'un babası olduğunu bilerek EMPIRE STRIKES BACK izlenir mi? İzlersin paşa paşa orijinal üçlemeyi, o mitolojik haline, Han Solo'nun yeleğine , imparatorun esrarengizliğine hayran olur sonra da back storyi izlersin. İmparator palpatine'in şeytanı planı ne idi, Ananınki Skywalker younglingleri nasıl doğradı, İmparator Order 66 ile bütün jedileri ne zaman katlettirdi... Bunları görürsün. Zaten Revenge of the Sith olmasa idi, ilk üçleme ne olurdu düşünmek bile istemiyorum.


Yarın da bakalım, La Capitana'cığımın doğumgünü şölenine gidiyoruz. Yani güzel bir yemek postu yapmayı ümit ediyorum. Hatta eminim, çünkü dün konuştuğumuzda Kaptan yeni deneysel yemek çalışmalarına başlamış idi. O zaman yarın görüşmek üzere,

XOXO

Etiketler:

Pazartesi, Şubat 01, 2010

Nicole Kidman Grammy Red Carpet

Keith Urban 1 adet Grammy ödülü kazanmış, işte Nicole'ün kıyafeti . Siyaha geri dönmüş, halbuki SAG awards kıyafeti ne güzel idi. Fotoğraflar Just Jared'dan.






İşte artık küreler, grammyler filan bitti, sırada en büyük ödül töreni var , yani Akademi ödülleri. Bu sene oscarları Alec Baldwin ile Steve Martin beraber sunacaklarmış. Adaylar yarın açıklanıyor. Ödül töreni de 7 Mart'da . Yılın en büyük red carpet olayı için geri sayım başladı:)))) helecanla bekliyoruz. (bana da ne oluyorsa:)

Etiketler:

Pazar gecesi uzaylılar tarafından kaçırılmadığım için , bir Pazartesi sabahı daha işbaşı yapmak zorunda kalmış idim

Halbuki haftasonu ne güzeldi, 12'ye doğru uyandım Cumartesi günü, kahvaltıdan sonra gidip saçımı kestirdim, Bebek çok kalabalıktı, Rutkay Aziz yanımdan yürüyüp geçti ama o meh mööh konuşmasını duyamadım:(


Öğleden sonra da Nuri amcamla Türkan yengeme yemeğe gittik dostlar. Amcamın her gün mutlaka 5 çayı seremonisi vardır, bu sefer bizim şerefimize yengem incecik yağsız sağlıklı börekler yapmıştı, peynirli, kıymalı, pastırmalı... Hafifçeciklerdi, lüp lüp yurttuk


Çaydan sonra büyükler sohbete başladı, ben de dinlemeye çekildim, aman eski mahallelerinden , arkadaşlarından konuşmaya başladıkları zaman bizimkileri dinlemeye doyum olmaz. Amcam da çok neşelidir maşallah, hem de şakacı, bizi bayılttı gülmekten. Yeni kamerası ile filmimizi de çekti, sonra ben de çekim yaptım, halama çingene derken yakaladım amcamı püaahahahah


Akşam yemeğinde de Ayvalıktan gelme halalarımın yaptıkları doğal tarhanadan çorba, ızgara köfte ve külbastı, patlıcan salatası, yeşil salata , zeytinyağlı kereviz ve de barbunya var idi. Zeytinyağlıları yiyemedim, aa üstüme iyilik sağlık dostlar , artık yemek yerken ya da kahvaltı sofrasında yemeğin orta yerinde tıkanıyorum, yemiyorum, acaba spora gittiğim için mi, yoksa kendimi mi kandırıyorum? Herneyse külbastıların üzerine birşey yiyemedim yani.

Yemekten sonra hafif tatlılarımızı yanlarında taptaze çileklerle yedik, biraz daha sohbet edip evlere dağıldık dostlar.

Pazar günü de bol bol bilgisayarda oyun oynayıp kediye sarılıp yuvarlandım, yerlerde süründüm kuşumun güzel pozlarını yakalayabilmek için ama kedi işte, pıt diye kafasını çeviriyor, napalım bu kadar oldu:


Oyyyyy burnunu yerim senin kuşummmm

ehem neyse,  sonra Pazar gecesi ne kadar dua ettim, han Solo gelip beni kaçırsın da işe gitmek zorunda kalmayayım yaleppim dedim ama gelmedi. Zaten korktum, ya beynimi çıkartıp incelemek isteyecek uzaylılar gelirse Han Solo niyetine? Oyyy

Etiketler:

Cuma, Ocak 29, 2010

ohh çok şükür bu hafta bitti

İşte kar kış kıyamet haftasını geride bırakmıştık sevgili seyirciler. Eğer cüce Şubat bi yamuk yapmaz ise, İstanbul'un kar olayı bitmiş sayılır. Nasıl ki Ağustos ayında 1 hafta hava 40 derece olur, kışın da 1 hafta karımız var. Ben hiç sevmem karlı havayı. Çünkü işe gitmek zorundayım ve hayatta en korktuğum şeylerden biri kayıp düşmektir. Ya elim kolum bacağım kırılırsa? Ya gözlük parçalanıp gözüme girerse ? Of çok korkunç. Bir de İstanbul sokaklarının kar altında gömüldüğü o kara vıcık çamurumsu pislikten nefret ederim. Oh işte neyse bitti gitti.

Kar yağışının ilk başladığı Cumartesi günü Arnavutköy 'de şöyle fotolar çekmiş idim , bari onları koyayım da postum şenlensin :



bu fotoyu da Pazartesi gecesi çekmiş idim, o sağdan geçen ışık hüzmesi neymiş acaba, çözemedim?



Ondan sonracığıma artık her akşam spora gidiyor idim. İşte yürüyüş bantı, bisiklet, bir de en sevdiğimiz SKY WALKER denen cihaz var, vallahi iflahımızı zikiyor , sonra bacak bilmemnesi, işte ağırlıklar falan filan... Gece de eve gelince küt diye uyuyorum, ne oyun oynayabiliyorum, ne kitap okuyabiliyorum, ne de MSN'i açabiliyorum... fakat kararlıyım , spora devam, acı yoksa ödül de yok, eski normal halime geri dönmeliyim acilen.

Ama size asıl spor salonunda yerlerde yuvarlanırken fotolarımı çekip koymalıydım püahahaha. Zıbıdı bi hoca var salonda, böyle sıska kemiksiz birşey, ilk gün bize esneme gerilme hareketleri gösteriyor idi, dengede duramadığım için Allaaah diye bağırıp uçan amca gibi yerlerde yuvarlandım ahahahah

İşte başka bir macera yaşamadım bu hafta. Ama haftaya La Capitanacığıma doğumgünü ziyafeti şölenine davetliyiz dostlar. Keçipeynirli böreğinden yaparsa yerim valla tutamazsınız beni:)))

Etiketler:

Salı, Ocak 26, 2010

Vefa

Mehmet, yazının yorumlarda kalmasını istemedim, bloga taşıyorum. Çok teşekkür ederim


Henüz ilkokula başlamadığım günlerde, anneannemin evinin içinde oturduğum penceresinden bakkala şöyle seslenirdim:"Bayram Amca, bi Hürriyet, bi Milliyet!"
O zamanlar bu ikisi girerdi bizim eve. Sonra bir gün hatırlıyorum Abdi İpekçi katledildi. büyük bir olaydı bu diğer katliamlı ve çalkantılı günler içinde. Ve babam Milliyet'i almayı bıraktı Abdi İpekçi'den sonra.

Başka bir gün lisedeyken, bir öğleden sonra eve geldiğimde haberler Çetin Emeç'in katledildiğini duyurdu. Kız kardeşi ile sınıf arkadaşı olan ve kendisini tanıyan annemin dizlerini döverek üzüntüsünü haykırdığını hatırlıyorum.

Sonra Uğur Mumcu gitti. Bahriye Üçok. Muammer Aksoy. Ahmet Taner Kışlalı.

Yerleri dolduruldu mu hiç sanmam.

Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük vatanseveri bile hayatından vaz geçerek dünyanın o zamanki süpergüçlerinden Türkiye'yi bir Irak olmaktan kurtardı, az gelişmişlikte bir Afganistan olmamamız için her şeyin temellerini attı dünya standartlarına entegre etti de ne oldu. Ona teşekkürümüz her türlü iftira çamur ve nefret bugün.

Oysa Fener'in Cimboma kaç attığı önemlidir bu diyarda. Behlülün Bihtere kaç gol attığı.Deniz'in Hüsnü'nün klarnetini şenlendirmesi. Bu kadarı bize yeter de artar. Daha fazlası vicdan ister, sorumluluk getirir, adamın rahatını kaçırır. Ne gerek var, rahat mı battı.

Cehalet ve bencillik mutluluk için kafi olunca senin milli kahramanın Ağca olur. Çıkar için her şeyi yapıp geceleri rahat uyursan başbakanın da Özal olur,Tansu olur,Tayyip olur. Her şey babalar gibi özelleşmekle meşgulken o dev şirketleri korumakla yükümlü ülkeleri AB dümenine içişlerini yönetir yasalarını düzenler. Topraklarında faaliyet gösteren teröristle savaşamazsın çünkü senin var olmayan dışilerini yöneten ABD izin vermez, kendi ekonomini kendin yönetemezsin eskiden Duyuni Umimiyenin yaptığını bugün IMF yapar. Eh 90 sene öncesinden çok da farklı değil. Amma 90 sene önce senin kazandığın savaşların devri kapandı artık, sen hala öyle zannetmeye devam ededur, devir savaşların ekonomik politikalarla kazanıldığı, sömürgelerin çokuluslu şirketlerce gerçekleştirildiği başka bir çağa gelmiştir. Sense hala sanırsın bağımsız bir ülke yaşadığını. Bunları söylersen hedef gösterilir hapse tıkılırsın, kanserden ölmen hızlansın diye elden gelen yapılır. 


O yüzden sus ve dalgana bak. Bu mümbit diyarda ormanlar, dağlar, göller bile dolara çevrilebilirken daha ne istiyosun, hem sen de alıcan payını, hem de öyle kömür falan değil artık. Çamaşır makinesi kapına kadar gelecek. Zaten Vefa dediğin de boza markası diil mi? Sen boşver boyunu aşan işleri de bak bakalım Eda nerde güneşlenmiş bu hafta.
Ya da hala mı konuşuyosun, ee o zaman artık arabanada mı vurulursun, gelen zarf mı açınca patlar ya da kontağı çevirince sen mi patlarsın onu da sen düşün.



MEHMET

Etiketler: ,

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Nicole Kidman SAG Awards

Nicole Kidman, Screen Actors Guild ödül törenine Oscar De La Renta'nın  aşağıda gördüğünüz kıyafetı ile katılmış dostlar. (Tören dün gece idi) Bu sefer gerçekten çok beğendim, bayıldım  Nicole'ün seçimine. Saçları , kıyafeti, takıları baştan aşağı harika :














Etiketler:

Pazar, Ocak 24, 2010

24 OCAK 1993

Uğur Mumcu 17 yıl önce katledildi. Katilleri hala bulunamadı . Abdi İpekçi'nin katili ise gösterilerle karşılandı!!!  Bu ülkede düşünmenin, yazılarıyla halkı aydınlatmanın , çapraşık ilişkilerin ardında yatan gerçeği araştırıp, ispatlayarak yazmanın ödülü bu mu?

Ben Atatürkçüyüm.
Ben cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben anti-emperyalistim.
Ben bağımsız Türkiye'den yanayım.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.


Öyleyse vurun, parçalayın!


Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır.
Uğur Mumcu




Unutmadık, unutturmayacağız. , bir gün mezarlarımızda güller açana kadar...


Etiketler:

Blog Widget by LinkWithin