REAL FIESTA

Cumartesi, Mayıs 10, 2008

hayatın bu hafta bana yeniden öğrettikleri

az kaşardan tost , çok kaşardan dost olmaz.

ben imkansız aşklar için yaratılmışım.

mühendis çokbilmişliğinden kurtulmanın mümkünatı yok.

insan ögrenmek istedigi zaman ipe ipe ögreniyor.

gelen birşey getiremediğinden , giden de birşeyler alıp götüremiyor.

limewire dan bilgisayara acaip virüsler iniyor.

canım çok pis künefe çekiyor.

insan büyüdükçe harbiden içinde birşeyler katılaşıp , yassılaşıyor.


(özel madde : ingiltereden türkiyeye retina hücresi göndermek için özel yetki gerekiyormuş. kuzene saygılarımla....)

Çarşamba, Mayıs 07, 2008

londra baharı

londra baharı, bebek baharı ile karşılaştırılabilinir mi ki?

Etiketler: ,

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

Bebek Baharı



Perşembe, Mayıs 01, 2008

Yeni bir sayfa

Bir küçük siyah şemsiye,

Tek kişilik aslında

köşeyi dönünce ulaşılan ,

isimsiz , dar bir sokakta ,

iki kişilik ;

iki kişi birbirine iyice sokulursa ,

yağmurlar altında…

Birbirinin gözünün içine

Bakan , iki insan ,

Günlerden otuz nisan.

Ne kadar da parlaktı hava ,

Nem mi kaptım acaba ?

Neden korktum kaybetmekten ,

seni o anda…

yağmurlar altında ,

sensiz değilmiydim yıllarca…

Yaşamak kısmı , şimdi

Biraz aklımı karıştırıyor galiba ;

Baksana , kendimi

Sorgulatıyorsun bana ,

Yeni bir sayfada ,

silik bir hayal olsan da …

şimdi , neden bu sessizlik,

diye sorsam sana .

beni yarın sevmeyecek misin

yoksa….

Pazartesi, Nisan 28, 2008

heeeeeeeyyyyyy

Bilgisayarım yok hala benimmm , aylardır yazamıyorum ayol
halbuku bakalım Judy Abbott neylemiş, neylemişse güzel eylemiş

Sezonun ilk dondurması
Moda'da yemiş bulunuyorum, haftalar önce, bilgisayarımı bitmek bilmeyen tamire götürdüğüm zaman
İstinye Park
Nihayet şu yeri gittim gördüm sayın seyirciler. İşte devasa bir alışveriş merkezi, çok lüks yeri de var, normal bizlik mağazalar da var, ama hepsi bir arada var, yani hem Starbaks, Hem Glorya Cins hem de Nero var mesela, hem Oyşo doncusu hem La Senza doncusu... hem Dior hem YSL, vb vb
Trençkot
nihayet uzun baharlık montum vardı, Benetton'dan aldım, rengi de gri püahahaa yani içinde bir parça umut olan depresyon rengi
Emirgan'da kahvaltı
evvelki Cumartesi hava çok sıcaktı ya, sabahın köründe erkenden buluştuk, Emirgan'a kahvaltıya gittik, Sarı Köşke. 20 ytl adambaşı, açıkbüfe kahvaltı, ama menü çok zengin peynirler, zeytinler, salamlar, jambonlar, börekler, çörekler, muffinler, sosisler, meyveler, türlü çeşit ekmek, simit... Yani herşeyin bir sürü çeşidi var. İçebildiğince çay, meyve suyu kahve oyy oyyy


Bayılana kadar yedik tabii tahmin edersiniz ki. Garsonlar etrafımızda pervane oldular, alın alın, siz yiyecek alırken biz çantalarınıza bakarızlar mı, meyve tabağı yapalımlar mı? neler neler. Oradan da Yeniköy'e indik, yürüyüş yaptık, Circle cafe'de denize nazır dondurma yedik, kahve içtik.

Paris kitapları
doomgünüm için aldığım Paris kitaplarını postacı çuvalla getirdi ayol, bir tanesi meydan larus kadar büyükmüş, nereden bileyim?

1000 Thousand Buildings of Paris
İşte 1000 tane siyah beyaz fotoğrafla Paris binalarını anlatıyor bu dev kitap
Quiet Corners of Paris
Bu minik kare kitapta Paris'in pek bilinmedik ufak şeker köşeleri tanıtılmış.

bir dahaki Paris seyyahatimizde keşfederiz bu köşeleri inşallah
Bradenburg
En son aldığım Glenn Meade romanı. Diğerlerinden daha karmaşık yapısı ve bir türlü ortaya çıkmayan esrarıyla soluk soluğa okunan br casusluk romanı
Pesto Soslu Penne
En son merakımız Cevahir'e her öğle yemeğine gidişte Yami denen tükkanda yapılan bu yemyeşil Kermit rengi nefis makarnayı yemek. Çok nefisss.

Pazar, Nisan 27, 2008

nedir bu gitme isteği ?

biz kendimizi kendi köyümüz dışındaki heryerde rahat sayan huzursuz insanlarız. - Pavese

gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmet isterim hep....yaşam, yalnızca sokaklardadır. - Tezer özlü

gitsem nereye kadar kalsam neye yarar? - mor ve ötesi feat real fiesta

her nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi.- Baudelaire

nereye gidersen git , tüm kalbinle git. - Konfüçyüs

cehenneme git. - David Ford

bi .iktir git , çay koy. - Judy Abbott

Cuma, Nisan 25, 2008

yerleşik hayat

belki bir araba
belki bir ev
belki bir iş
belki bir eş
belki her hafta izlenen avrupa yakası
belki her gün yenen poğaça
belki her gün gidilen ev
belki bakkala söylenen 'akşama getiririm'
belki huzur
...

belki herşeye rağmencilik
belki gidememişlik
belki vazgeçiş
...

belki de huzursuzluğum...