Blog Widget by LinkWithin

REAL FIESTA - HAKİKİ MUHABBET

REAL FIESTA BLOGGERS

Perşembe, Haziran 29, 2006

Avcilar-Ambarlı hattı ve yeni bir yol hikayesi

Bebek'ten Avcılar'a gidilir mi? Nasıl gidilir? Toplu taşıma ile mümkün mü? derken otobüse atlayıp Kabataş'a geldim, Topkapı'ya giden tramvaya atladım. Malum, Topkapı Cevizlibağ mevkiinde evlere şenlik bir PTT macerası yaşamıştım, bu sayede Topkapı Minibüs Peronu'na oldukça aşina idim. 8 numaralı perondan Avcılar-Ambarlı minibüsüne binip şöför kardeşlerle (Şöförün co-pilotu vardı vallahi, çömez gibi) muhabbete girişip ineceğim yeri iyice belletim, sonra 1,5 saat sürecek maceralı seyyahatimiz başladı. Tabii Yenibosna'dan çıkana kadar gayet iyi biliyordum etrafı da, sonra bir baktım Küçükçekmece'ye geldik dostlar, ondan sonra da Avcılar belediyesine girdik ama yolda bizim şöför çömezine "ilk seferde duraklara dikkat et, sonra insanlara dikkat edersin" gibilerden öğütler veriyor; para üstlerini vermesini söylüyordu. Yolda başka 2 şöför arkadaşları da yanına almaz mı, Avcılar-Topkapı hattı dedikodularını dinlemeye başladım, en önemlisi durakta kavga çıkmış, birisi başkasını fena dövmüş. Sonra bu adamlar da indi, biz Avcılar'ın güzide caddelerinde dolanmaya devam ettik. Hatta bir yerde pazar vardı, pazardan geçtik, gittik gittik gittik, yol bitmedi; gittik gittik gittik, yol bitmedi, sonunda minibüste bir ben, bir şöför bir de çömez kalmasın mı??? Beni bunlar hakkaten bir dağın başında bıraktılar, rüzgarlı, boş bir tepede. Oradan ring çalışan başka bir aktarma dolmuşuna bindim ve gideceğim yere ulaştım.

İşim bittikten sonra bu sefer ring dolmuştan indiğim yerden direkt Topkapı dolmuşu geçiyormuş, ona bindim, önde co-pilot koltuğuna oturdum. Daldık yollara, bu seferki şöförümüz Grease'teki Danny Zukko tadında genç ve de heyecanlı, karayağız bir oğlandı, yolda park etmiş bir araba vardı mesela, bunun yanına yaklaşıp durdu, üşenmeden bağırdı çağırdı; diğer dolmuşlara deliler gibi korna çaldı; hatta birini azarladı, durakta bilmemkimi neden dövdün diye. "İşte bu o" dememek için tuttum kendimi, işte sabah duyduğum dedikodular gerçekmiş meğer. Anlıyorsunuz ya, Topkapı-Avcılar hattı çok hareketli ve azami derecede hareketli, hayat çok daha hızlı akıyor valla orada.

Pazartesi, Haziran 26, 2006

New GUNS N' ROSES - Your #1 Source - NewGNR.com

12 Temmuz'da İstanbul'da Guns n' Roses konseri mi?
New GUNS N' ROSES - Your #1 Source - NewGNR.com

İyi de bu adamlar kim?

1994'te Blue Jean dergisi "İnönü'de Güller Açacak" kapağıyla çıktığı andan itibaren hepimizin aklı başından uçtu, herşeyi unuttuk, sadece Axl'ı, Slash'i, Duff'u, Matt'i ve de gruptan ayrılan "beyn" Izzy Stradlin'i konuşuyorduk. Konser günü yaklaştıkça Slash yüksekdozdan öldü dedikodusu ayyuka çıktı, lisenin bahçesinde resmen dedikodu dalgasının yayılışını izledim. Ama sonunda o gün geldi, İnönü'nün önünde cehennemi kalabalığa katıldık, Ahmet San'a ne küfürler edildi, sonra stada girdik, saatlerce onları bekledik ve o gece İnönü'de Guns N' Roses konseri izledik biz. Kudurduk, şarkılara eşlik ettik, çıldırdık... Şimdi ... bu adamlar da kim acaba? Guns N Roses bir daha İnönü'de güller açtıramaz, o grup rüya oldu artık.

26 Yıl Önce Yazılmış Bir Yazı

Çetin Altan'dan...
Oyyy oyy, oy ki ne oy
MİLLİYET İNTERNET - YAZARLAR

Pazartesi, Haziran 19, 2006

Son Tatil

Kazdağları'nın eteklerinde yemyeşil, şipşirin, zakkumlarla bezeli Kızılkeçili köyü; yollardan şırıl şırıl akan, dağdan inen billur sular; Anıt Ağaç'ın oradan köprüyü geçip iki yanı zeytin ağaçlarıyla kaplı yoldan Zeytinli köyüne yürümek, Güre'de püfür püfür çay içmek, köy otobüsüyle tıngır mıngır Akçay'a inip, olur şey değil sıcacık denize girmek, kızgın güneşte pişmek; köyde hergün konu komşudan gelen börek, keşkek, sarma içi; Edremit'e inip dondurma yedikten sonra bereketli pazarı arşınlamak, ceviz ağacının altında kahvaltı.. hepsi de çok güzeldi ama en heyecanlısı baktırdığım fal oldu, falcı hanımefendi takır takır herşeyi anlattı (faldan önce "bak ne görürsem söylerim" diye uyarıyor zaten) sonra da dedi ki...

Cuma, Haziran 16, 2006

can yucel'den

SEVGI DUVARI
Sen miydin o yalnizligim miydi yoksa
Kor karanlikta acardik pasli gozlerimizi
Dilimizde aksamdan kalma bir kufur
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim gunum insan arasina cikarmakti seni
Yakanda bir amonyak cicegi
Yalnizligim benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapi meyhanelerine dadandik
Onumuzde Altinbas, Altin Zincir, fasulye pilakisi
Ardimizda gorevliler, ekipler, Hizir Pasalar
Sabahlari aciklarda bulurlardi lesimi
Oyle sicakti ki copculerin elleri
Copculerin elleriyle oksardim seni
Yalnizligim benim supurge saclim
Ne kadar kotu kokarsak o kadar iyi

Baktim gokte bir kirmizi bir ucak
Bol celik bol yildiz bol insan
Bir gece Sevgi Duvarini astik
Dustugum yer oyle acik secik ki
Basucumda bi sen varsin bi de evren
Saymiyorum olup olup dirilttiklerimi
Yalnizligim benim cogul turkulerim
Ne kadar yalansiz yasarsak o kadar iyi

CAN YUCEL

Çarşamba, Haziran 14, 2006

toz olur

dünya hakkında bildiğin herşey

aslında hiçbirşey ,

bir umutsuz bekleyiş hayat

neyi beklediğini bilemeden geçip gider

avutursun kendini yalanlarla

bir büyük çılgınlık yapmadan ,

ruhunu gökyüzüyle çarpıştırmadan

öyle alttan alttan

savrulup gidersin

toz olur , toprağa karışırsın ....

Salı, Haziran 06, 2006

tatile gidiyorum dostlar

Malum karpuz kabuğu denize düştü, yüzme mevsimi açıldı! Ben de pikinimi ve güneş yağımı aldım, teyzelerimin memleketine doğru yola çıkıyorum! Trafik, bilgisayar, ofis, internet olmayan bir hayat! Ceviz ağacı altında kahvaltı, balkonda yeşillikler içinde yemek, kumsal, deniz güneş... ve meşhur falcı teyzem bayılana kadar fal bakacak bana! Umarım site patlamaz ben yokken buralarda!

Cuma, Haziran 02, 2006

İstanbul'un 100 Lezzeti

İstanbul Life, 2004 Eylül Sayısından güzel bir derleme:

İSTANBUL'UN 100 LEZZETİ

Perşembe, Haziran 01, 2006

Honda reklamı

CGI kullanmadan gerçek zamanlı çekmişler bunu, 606 tekrar, 6 milyon dolar maliyet ve 3 aylık çalışma ürünü :

http://www.steelcitysfinest.com/HondaAccordAd.htm

Blog Widget by LinkWithin