haplar
Masanın üstüne hapları dizdim. Minik pembe kataflam, ince uzun beyaz imuneks, kirli sarı solgar, açık sarı aferinfort. Hani sabah akşam bir sürü hap içen ihtiyarlar gibi hissettim. Beynim uyuştu bunlardan be ! Ne rezil bir durum.
REAL FIESTA BLOGGERS
Masanın üstüne hapları dizdim. Minik pembe kataflam, ince uzun beyaz imuneks, kirli sarı solgar, açık sarı aferinfort. Hani sabah akşam bir sürü hap içen ihtiyarlar gibi hissettim. Beynim uyuştu bunlardan be ! Ne rezil bir durum.
of günlerdir hastayım, eve gidip haplanıp yatıyorum ama dün akşam gücümü toplayı biraz yürüyeyim dedim sahilde. Tam Gloria Jeans'in önünde baktım annem geliyor. Mavi bir boğazlı kazak, yetmemiş üzerine krem rengi v yaka süveter, elinde denim ceket, boynunda da ipek fular. Kocaman artist güneş gözlüklerini de takmış, yanaklar pençe pençe kızarık. "Anneeeee" dedim, "bu ne hal? İnce giyinmişsin, paltonu da giyseydin!" Zavallım sıcaktan mosmor, dili dışarda," ne bileyim ev soğuktu" dedi. Sonra pöfleyerek yürüdü gitti. Oyy oyy.
Selin'in Hindistan seyahatinden büyüleyici, renkli ve esrarlı fotoğraflarla Bombay, Goa ve Conchin:
geçen yürüyordum Bebek'te, parkın önünden geçerken baktım 2 oğlan birbirlerine top atıp tutup oynuyorlar, karşıdan pırıl pırıl simsiyah bir labrador bunlara doğru koşmaya başladı ama veletler farkında değil! Köpek koştu koştu hoop topa doğru uçarak topu yakaladı! Çocuklar bağırdılar ama bizimki dişlerini topa geçirip koştura koştura kaçıp gitti, parkın etrafında fır döndü, topu çiğnedi... sahibi de arkasında yetişmeye çalışıyorken ben de kenardan yarılıyordum ahahahaha çocuklar resmen göt oldu!


ArtıkÇOCUKLUĞUMUZUN ÇİZGİ FİLMLERİ sayfasında her çizgi için yorum yapabilirsiniz
İşte uzun ve karanlık bir kış mevsimi daha geçti ve denizi, doğayı seven, o guzelim lacivert sularda yelkenler fora demek isteyenler için, Bolero Sailing'de keyfe yelken açma mevsimi başladı : www.bolerosailing.com. Rüzgarı ve güneşi yüzünüzde hissetmek, yunuslarla yarışmak, mis gibi deniz kokusunu içinize çekmek için yelken ve tekne eğitimlerine başvurabilirsiniz:
evlere şenlik bir oyun, çiftçiyi uyandırmadan koyunları fırlatmak lazım ama kaldıraçın eğim oranı değiştikçe koyunlar farklı yerlere düşüyor ve ortalık karışıyor, eğer aleti arkaya doğru çok eğerseniz kamyon tepetaklak oluyor aahahaahaha
bir çizgi film kahramani arıyorum : HANFRİ
Sitemiz patlama yaptı ya, biz de Lady Charlotte ile bir patlama yapmaya karar verdik, Utku'ya gittik (Tavanarası) Amanallah ne kalabalıktı, ama sabırla bekledik ve püfür püfür bir masaya oturduk. Hemen eski dostlarımız haydari, patates tava, paçanga, ve yeni elemanlardan mercimek köftesi ile yaprak sarma siparişlerimizi verdik. Utku tabakları getirince önce bize sonra yemeklere baktı, "bunlar sizin mi?" diye sordu, dumur olmuş garibim, "evet! evet! hepsi bizim, hepsini biz yiyecez, bi de patates tava vardı bizim" dedik, tek laf edemedi, kaçtı. Başka biri patatesi getirdi ama önce masadaki tabaklara sonra bize baktı, "bu sizin miydi" diye sordu şüpheyle ooaahahahaahahaa Hülasa yedik , içtik, sitemizi kutladık, yeni projelerimizi konuştuk. Yani günlerce ıspanak yedikten sonra bu patlama çok iyi geldi ne yalan söyleyeyim!
çok bunaldım. bir sorunu çözdüğümü düşünerek verdiğim karar beni aynı sorunun farklı bir versiyonuna mı getirdi??? ...problem.upgraded . ofisin önündeki boş, geniş sahanlığa çıktım, rüzgardan uzun ve koyu renk saçlarım aynen bir anime karakteri gibi uçuşarak yüzüme dolandı. ama problem uçuşmuyor. gitmiyor. bir türlü bundan kurtulamıyorum, ne bu? ne!!!
www.sinthaistudio.com/thehouse
vallahi ne oldu anlamadım, o çizgifilmler bir anda patlama yaptı, admin'e mailler yağmaya başladı sayın seyirciler, ne kadar mutluyum anlatamam! artık Lady Charlotte ile meyhanelere gider, kendimizi sofralara vurup 10'ar tane tekila içeriz açık konuşayım, kutlama yapmamız lazım. Yihhuuuuuu, yaşasın 80'ler ve 80'lerin çocukları! ben şimdi maillere cevap vereceğim, harika birşey bu!
dün akşam mutat haftalık alışveriş için muhitimizde bulunan Migros'a gittiydim. İşte basic ekmek, peynir, yoğurt aldıktan sonra kasaya ilerlerken abur cubur köşesinde ne göreyim? Üçlü pakette bizim Çokomel! "Aaa Çokomel" deyip aldım paketi, o anda kulağımız dibinde birisi "aaa Çokomel" diye cırladı, "nostalji yaptın değil mi" diye devam etti, dönüp baktım kasiyer çocuk! Ama sanki beni 40 yıldır tanıyor ve susmuyordu da üstelik, "o yaşlara geri döndün değil mi bir anda, şu kadar oldun şimdi, geçmişe döndün" tadında konuşmaya devam etti. Malları kasaya boşaltıp nasıl olduysa "yaa kendimi eski mahalle bakkalında hissettim" dedim, "işte o bakkal benim" deyip güldü bizimki, halbuki bizim eski bakkal Karadenizli ve de 2 metre boyunda Aptullah idi, herkes te onu Apo bakkal diye çağırırdı. Ben de Bora ile Barış'ı peşime takar , bu Apo bakkaldan 5 liralık Tipitip alıp tezgaha 10 lira atarak " al bu da bahşişin" derdim, sonra biz kaçardık, Apo bakkal kovalar, 10 lirayı da kafamıza atardı, hey gidi , ne bileyim Red Kit'ten özenmiştik. Neyse ben bunları düşünürken kasiyer kardeş car car konuşmaya devam ediyor idi, muhabbette buldum kendimi canım! "Çokomel'i dndurmaya batırıp ye, ben de brovniyi öyle yiyorum, önce brovniyi ısıtıyorum, sonra bi kutu dondurmayı boşaltıyorum üzerine..." gibilerden devam ederken bana da bir poşetçik vermediği için kaçamıyordum ki , sonunda mallarımı torbaya doldurdum, o sırada 2 yaşlı hanım bizimkine "kedi maması var mı" diye sordular , "tabii tabii en güzeli var hem de" dedi bu da, ben de "yaa çokomellisi bilem var" deyip kaçtım oradan. Of bugün de salata almaklığım gerekiyor , ne yapacağımı şaşırdım kardeş.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/4198925.asp?m=1&gid=69
Beni Osman Öldürdü : Bunun hikayesi o kadar karışık ki anlatması bile yoruyor beni. Şimdi çok zengin bir adam ava gidip geri dönmeyince ölümü açıklanıp mirası okunuyor. Adam vasiyetinde tembel oğullarını, asalak akrabalarını, kızlarını oğullarla evlendirmeye çalışan paragöz yengelerini aşağılıyor ve de tüm parasını kimsenin tanımadığı gyrimeşru oğlu, çapkın ve de bıçkın delikanlı Osman'a (İzzet Günay) bıraktığını açıklıyor. Avukatın güzel katibesi Türkan (Türkan Şoray) Osman'ı bulup eve getirince yengeler kızlarını Osman'ın üzerine salıyor. Kızlar tam orospu, mütemadiyen donları fora ederek Osman'ın odasına dalıyorlar. Abiler Osman'ı öldürme peşindeler. Katibe de Osman'a veraset evraklarını imzalatmak için uğraşırken beri yandan çapkınlıklarına da karşı koymaya çalışıyor. Fakat o da nesi? Osman'ın odasına dalan kızlar teker teker öldürülmeye başlamaz mı? Hem de yanıbaşlarına kanla "Beni Osman Öldürdü" yazarak... Bu arada evin içinde kara maskeli esrarengiz bir yabancı dolaşıyor ve de kızların cesetleri kayboluyor, ay tam arapsaçı, daha fazla yazamayacağım!