biz geri geldik dostlar
madrid, toledo, zaragoza, barcelona, girona, figueras maceralarımız, seyyahlar için ipuçları ve çıtır tur rehberimizin maceralarını çok yakında realfiesta.com dan okuyabileceksiniz.
REAL FIESTA BLOGGERS
madrid, toledo, zaragoza, barcelona, girona, figueras maceralarımız, seyyahlar için ipuçları ve çıtır tur rehberimizin maceralarını çok yakında realfiesta.com dan okuyabileceksiniz.
uzunnnnnnn zaman olmuş yazmamışım hiç.
Real Fiesta gezginleri çantalarını topladı, flip floplar, 20'li pakette yara bantları, metro haritaları hazır. Güzergahımız İspanya dostlar! Madrid-Toledo, Barcelona-Andorra gezimize hazırız, müzeler gidecek, ara sokaklarda kaybolacak, tapas yiyerek sangria içeceğiz. İşte yine seyyahların macerasever ruhu bizi ele geçirdi gidiyoruz...
Tahmin edersiniz ki ofisteki tüm kızlar aynı ayakkabıdan alıverdi: apartman topuk espadril sandaletler! Eh pek hoş, herkes kazık gibi uzadı, milli voleybol takımı gibi dolanıyoruz şirkette, ama ayaklar yamuldu, minik su kabarcıklarıyla bezeli, acı içinde yanıyor! Çünkü ben bugün tur şirketine pasaportumu almaya gittim ve Harbiye'den yürüyerek döndüm Taksim'e... Ah ah ah ayacıklarım! Bir otobüse atlayıp Akmerkez'e geleyim dedim, çünkü buradaki Garanti geç saatlere kadar açık olur, işimi hallederim dedim, trafik vardı, 1 saatte geldim, ayaklarım o kadar acıdı ki anlatamam. Neyse banka açıktı, işimi hallettim, marketten de seyahat için pil, şampuan, kıldan tüyden şeyler, 20li paket yara bantı falan aldım. Çünkü Real Fiesta blogerları çok yakında yine yollara düşecek benim canımdan çok sevdiğim dinleyenlerim! Bizi izlemeye devam edin, maceralar yakında bu ekranlarda!
bilmem nerede kiminledir...
biliyorsunuz şimdi türkiyede moda müze açmak ; bunun ne kadarının memlekete yarar sağlamak için , ne kadarının isim yapmak için ?
Dün kalabalığa aldırmadan Taksim’e çıktım ve İstanbul kitapçısı’ndan TRT’nin Çalıkuşu dizisinin vcd’lerini aldım. Bir de Aydın Boysan’ın “Nereye Gittin İstanbul” adlı kitabını aldım ama bu başka bir yazının konusu.
usui reiki kanalının derinliklerinden kocaman bir merhaba dostlar ,
Junior gelincik gonderdi,Cem Adrian a ait sarki sozleri...Henuz sarkiyi dinlememis olsam da sozlerine bayildim.Iste bir gelincik sarkisi...
dostlar bunu ben yazmadım ama paylaşmak istiyorum:
Ah bu ben,
Dün dükkan dükkan dolaştığım yetmiyormuş gibi, bugün de Taksim’de ve Akmerkez’de R2D2 arayışımı sürdürdüm. Grand Rue de Pera’daki oyuncakçıda yoktu benim minik dostum. Ben de Hisarüstü otobüsüne atladım , Akmerkez’e geldim, oyuncakçıda “Star Wars bebekleri yok mu” diye sordum ilkin, “bardak var, yeni geldi” dedi satıcı çocuk. “R2-D2 arıyorum ben” dedim, “kaç yaşındaki çocuk için?” diye sordu, “kendime!” dedim, “kendim için, R2-D2 robotu arıyorum”, “hani şu elektirikli süpürgeye benzeyen mi?” dedi bizimki, “evet o” dedim gülerek, o da bana “çoktan tükendi onlar” dedi, “ama isterseniz şişme koltuk verelim?” “ay şişme koltuğu ne yapayım, ben robot istiyorum” diye anlattım, “o zaman Burger King’ten çocuk menüsü alın” diye önerdi, “dandiktir onlar” diye itiraz ettim, “yoo , çok güzel, oynuyor hem, çocukların elinde gördüm” dedi, “peki” dedim.
ilk üçlemenin son filmi, aslında tüm Star Wars hikayesinin de sonunu anlatan Return of the Jedi'ın son sahnesinde, Luke,Leia, Han ve diğer asiler, Ewoklar ve tüm diğer sistemlerdeki canlılar, İmparator'un ölümünü ve evrenin bağımsızlığa kavuşmasını kutlamaktadır. Bu sırada Luke arkadaşlarından ayrılır ve ormana doğru bakar, orada artık Güç'le bir olmuş Yoda'nın, Obi-Wan'nın ve babası Anakin'in hayaletlerini görür... Bu film 20 yıl önce çekildiğinde, Anakin'in hayaletini 45-50 yaşlarında bir amca oynamıştı, biz de Anakin'i orijinal insan formunda böyle yaşlı başlı, babacan bir amca olarak görmüştük.
Zeytinburnu'ndan Bostancı'ya uzun bir yolculuktan sonra , minibüs caddesinden dolmuşa binip Kadiköy'e geldim. Allah aşkına Bahariye'de Garanti Bankası yok mu? Moda'ya kadar yürüdüm eşşek gibi, aç susuz, bitap düştüm. Para çekebildikten sonra bir şişe su alıp, sırt çantam ve sus şişemle turist kız gibi yürüyüp Orta Dünya'ya geldim, Star Wars Episode 1-2-4-5-6 ları satın aldım, oh ne kadar mutluyum, artık istediğim kadar hayal alemlerinde kendimi kaybedebilirim. Sonra KAdıköy sokaklarında dolana dolana Hacıoğlu'na geldim, 2 lahmaç attırdım ooohhhhh. Vapura bindim, püfür püfür, deniz şahane görünüyordu, çok hoşuma gitti.
“yüzün sapsarı, ne olacak senin bu halin” ... mutsuzluk bu kadar fiziksel şekilde yüzeyde görünmemeli.
sevgili günlük,

dün akşam İspanyolca kursundan
arkadaşım Tombi'nin doğumgününe gittim, Etiler'de
Mutfaktayız 'da... Tombi, Master Yoda
kadar bilge , tam 105 yaşına bastı, yani köpek yılına göre 15... Kıvırcık
saçları ve siyah papyonuyla çok şeker, çok sevimliydi...
Mutfaktayız 'da bizim için harika bir sofra kurulmuştu, peynir-ceviz-kayısı
tabağı, kraker tabağı, kuru yemişler, cipsler ve cips sosları, milföy hamurundan
minik kuruhasanlar, şaraplar ve Semen'in yaptığı muhteşem pasta...

Tombi pastasının mumunu üfledi,
yemesi de bize düştü, biraz sonra Tombi'nin etli butlu kız arkadaşı Sindy geldi,
Allah ikisi salonu birbirine kattı, yarı yaşındaki tombik ve de şirinlik muskası
kızı gören Tombi coştu, canlandı, kızın peşinden koştu, ataklar yaptı, biz de
"bastır Tombi" diye onu cesaretlendirdik ama nafile, gecenin yorgunluğundan
olacak, Tombi vukuat gerçekleştiremedi...
Gecenin devamında geç saatlere kadar
muhabbete devam ettik, Tombi de kaçırdığı sevgilisinin ardından hayallere daldı
iyi ki doğdun Tombiş!
