bazen
bazen kızıl saçlı olmak ta çok zor açık konuşayım...
'hem baaazeeeeen
ne yaparsan yaaaaaaap
olmuyooooor bazeeeeen'
bazen kızıl saçlı olmak ta çok zor açık konuşayım...
it's not that easy being green;
HAYAT ASLINDA DAİMA İYİ İLE KÖTÜNÜN SAVAŞMASINDAN MI İBARET?
çok yalnız hissediyorum. hep yalnız olduğumu sanıyorum.
tezer özlüden minik bir alıntı:
Ben de akıp gitmek istiyorum,
Müjde'yi okuyun ahahahahaha
işte realfiesta administratorundan yeni bir web sitesi, buyrun :
biz sadece mutlu olmak istedik bütün hayatımız boyunca , hep bunun için çabaladık , bunun için çabalamaya devam edeceğiz....
para yok , fazla gezemiyoruz, siteye malzeme de çıkmıyor haliyle... zaten nerede o eski alemler? bizim de tadımız yok ki... etrafımızda herşey değişirken, esnek kalmaya, yara almamaya, gücenmemeye ve alışmaya çalışıyoruz, ya da sadece çok çalışıyoruz, geceyarısı şehir dışındaki fabrikadan dönmeye çalışan rustic gibi. ve bu çok çalışmadan hasta olup serum yemesini nasıl açıklayabilirim? ve karşılığını alamadığı bu fedakarlıklar, karşığını göremediğimiz tüm fedakarlıklarımız, bizleri nereye götürecek?
bu şehir insana tuzak kuruyor ,
ben kaybettim
Mevlana demiş ki ‘ o dağa bir kuş kondu , sonra da uçup gitti . Bak da gör , o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.’
cuma akşamı rumuz goncagül özgür arkadaşımızla çiçek pasajı’na gittik, ben haftalardır özlemini duyduğum midye tavaları yedim lüp lüp, o da bir tantuni dürüm kıvırdı ooohhh.
işte // How To Dismantle An Atomic Bomb // en sevdiğim muhteşem şarkı :
eğer turizimci olsaydık, şimdi antalya'da don paça geziyor olacaktık!!!
her sabah uyanınca onuncu dakkadan sonra ev bana batar , hemen sokağa çıkmam lazımdır,neden acaba?
cumartesi çito ile buluşmayı 2 haftadır planlıyorduk, kara aldırmadık, fırtınalı taksim tepelerinde buluştuk.
yağacak mı, yağmayacak mı? ne zaman yağacak? ne kadar yağacak, çok mu? yolda mı kalacağız? işe gelebilecek miyiz, iş bize gelecek mi derken, cuma öğleden sonra istanbul semaları kar boşaltmaya başladı üzerimize üzerimize! Allah bir panik, kıyamet, akşamı akşam ettik, arabası olan, 5’te kaçmaya başladı, sonra hepsi haliç’te tıkanıp kaldılar bir bir. biz de rustic’le ne yapalım ne edelim ayaküstü hızlı istişaresi düzenledik, çıkan karar: “eve gidip napacaz, taksim’e gidelim, çok kar yağarsa bi otlede geceleriz”
cosmo kramer karakteri , yaratıcı ve yenilikçi fikirleri ve muhteşem tarzıyla en beğendiğim heriflerden biridir.
Eğer siz de mesela çılgınlar gibi mektup pulu, kahve fincanı, porselen bebek vb gibi eşyaları toplamaktan kendinizi alamıyorsanız, suçu beyninize yükleyebilirsiniz. Çünkü Amerika’da gerçekleştirilen yeni bir araştırma, bu hobinin prefrontal korteks tarafından yönlendirildiği şeklinde sonuçlandı. Iowa Üniversitesi bilim adamları, bir beyin hasarından sonra gereksiz eşyaları toplamaya başlayan 86 kişinin beynini incelemişler.
geri çeviremezsin. bugün farkettik ki, hep aynı şeyi yapıyoruz, çalışıyor çalışıyor, sonra akşam yiyip içiyor, kitap - cd alıyoruz , krem bürüle latte içiyoruz, para bitiyor, yine çalışıyoruz, yine yemek içmek, gutan'dan ayakkabı, krem bürüle latte, yine para bitti...